E-ISSN 2149-4975 Home Page   |  Contact    |  TR
 
Volume : 10 Issue : 21 Year : 2019
Current Issue Ahead of Print Archive Most Accessed Articles

   
Quick Search





 
Turk J Card Nur: 10 (21)
Volume: 10  Issue: 21 - Nisan 2019
Hide Abstracts | << Back
RESEARCH ARTICLE
1.Levels Compliance to Medication and Diet Therapy of Patients with Hypertension
Sıdıka Oğuz, Safiye Yanmış, Burcu Akbaş, Ruken Kol
doi: 10.5543/khd.2018.63644  Pages 1 - 7
Amaç: Bu tanımlayıcı araştırma, hipertansiyon hastalarının ilaç ve diyet tedavisine uyum düzeylerini ve uyumu etkileyebilecek bireysel faktörleri incelemek amacıyla yapıldı.
Yöntemler: Araştırma, İstanbul’ da bir üniversite hastanesinin Kardiyoloji Polikliniğinde 1 Kasım-31 Aralık 2011 tarihleri arasında, çalışmaya katılmaya istekli ve gönüllü, en az 6 ay önce hipertansiyon tanısı konmuş 250 hasta ile yapıldı. Veriler Hasta Tanıtım Formu, İlaca Uyum Hakkındaki İnançlar Ölçeği (İUHİÖ) ve Diyete Uyum Hakkındaki İnançlar Ölçeğiyle (DUHİÖ) toplandı.
Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 62.9±1.15 olarak bulundu. Hastaların %65.2’ si kadın, %82’ si evli, %33.2’ si ilköğretim mezunu, %67’ sinin günlük hayatında stresin var olduğu, %44.4’ ünün düzenli egzersiz yaptığı, %55.2’ sinin ailesinde hipertansiyon hastalığı olduğu belirlendi.
Araştırmamıza katılan hastaların ilaç ve diyet yarar alt boyutlarının puan ortalamaları (İUHİ֒ nin yarar alt boyutu 21.44 ± 5.39, DUHİ֒ nün yarar alt boyutu 23.44±5.50), engel alt boyutları puan ortalamalarından (İUHİ֒ nin engel alt boyutu 17.52±4.66, DUHİ֒ nin engel alt boyutu 12.9±3.59) daha yüksek bulunmuştur. Genel olarak çalışmamıza katılan hastaların ilaç tedavisine uyumlarının iyi, diyet tedavisine uyumlarının ise orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Araştırmada, ailesinde hipertansiyon olan hastaların ilaç ve diyet tedavisine uyumlu, düzenli egzersiz yapan hastaların diyet tedavisine uyumlu, ilaç tedavisine uyumsuz, günlük hayatında stresi olan hastaların ise ilaç ve diyet tedavisine uyumsuz olduğu belirlenmiştir (p<0.05).

Sonuç: Araştırmaya katılan hastaların ilaç ve diyet tedavisine uyumları iyi düzeydedir. Günlük hayatında stresi olan hastaların ilaç ve diyet tedavisine uyum düzeyleri azalmaktadır. Ailesinde hipertansiyon olan hastalar ilaç ve diyet tedavisine daha uyumludur. Düzenli egzersiz yapan hastalar ilaç tedavisine uyumsuzken, diyet tedavisine uyumludur.
Objective: This descriptive study was conducted to investigate levels compliance to medication and diet therapy of patients with hypertension and individual factors that may affect compliance.


Methods: This study was conducted with the 250 patients who were volunteer and willing to participate in the study diagnosed with hypertension at least six months ago in a Hypertension Clinic of a University Hospital in Istanbul between the dates of November 1 December 31,2011. Data were gathered by survey form,about Bliefs about Medication Compliance Scale(BMCS) and the Beliefs about Diet Compliance Scale(BDCS).
Results: The mean age of the patients was 62.9±1.15.65.2% of the patients were female,82% were married,33.2% were primary school graduates,67% had stress in their daily life,44.4% had regular exercise and 55.2% had hypertension in their family.The mean scores of the medication and diet benefit subscales of the patients who participated in our study(The benefit sub-dimension of the BMCS was 21.44±5.39,the benefit sub-dimension of the BDCS was 23.44±5.50)was found to be higher than the mean score of the sub-dimensions of the obstacle(The obstacle sub-dimension of the BMCS was 17.52±4.66, the obstacle sub-dimension of the BDCS was 12.9±3.59).Generally, the compliance of the patients who participated in our study to the medication treatment was found to be good and their adaptation to the dietary treatment was moderate.In the study,it was determined that patients who had hypertension in their families were compatible with medication and diet therapy,patients who exercised regular exercise were not compatible with medication, but were compatible with diet therapy and patients with stress in daily life were not compatible with medication and diet therapy(p<0.05).
Conclusion: Patientswhoparticipatedinthestudyhadgoodlevels of compliance with medication and diet therapy.In the study,it was determinedthat patients whohadhypertension in their families were compatible with medication and diet therapy,patients who exercised regular exercise were notcompatible with medication,butwerecompatible with diet therapy and patients with stress indailylifewerenotcompatiblewith medicationanddiettherapy.

2.The effect of illness perceptions on medication adherence in patients undergoing percutaneous coronary intervention
İlknur Karabulut, Meral Gün
doi: 10.5543/khd.2019.82905  Pages 8 - 16
Amaç: Bu araştırma perkütan koroner girişim uygulanan hastalarda hastalık algısının ilaç uyumuna etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı.
Yöntemler: Araştırmanın evrenini bir eğitim ve araştırma hastanesi kardiyoloji polikliniklerine 1 Temmuz 2017-30 Kasım 2017 tarihleri arasında başvuran 476 hasta, örneklemini ise araştırma kriterlerini karşılayan ve yapılan güç analizi ile belirlenen 192 hasta oluşturdu. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Hastalık Algısı Ölçeği ve Morisky İlaç Tedavisine Uyum Ölçeği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde dağılımları), Student’s t testi ve Paired Samples t testi kullanıldı. p<0,05 istatistik açıdan anlamlı kabul edildi.
Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların çoğu; erkek, kilolu, evli, ilköğretim mezunu ve yaş ortalaması 59,7±11,1 idi. Hastaların çoğunun kullandığı ilacının adını bildiği, düzenli sağlık kontrollerine geldiği ve ilave kronik hastalığının olduğu belirlendi. Araştırmada hastalar çoğunlukla hastalık nedeni olarak stres, kalıtım ve diyet-yemek alışkanlıklarını belirtmiştir. Araştırmaya katılan hastaların ilaç tedavisine uyumlarının orta düzeyde olduğu, ilaç kullanım sıklığı azaldıkça ilaç uyumunun arttığı ve hastalık algısının ilaç tedavisine uyumlarını etkilediği belirlendi (p<0.05). Hastaların hastalığını anlama, kontrol etme ve yönetme düzeyleri artıkça ilaç uyumlarının da arttığı saptandı (p<0.5).
Sonuç: Perkütan koroner girişim uygulanan hastaların ilaç uyumlarının orta düzeyde olduğu, hastalık algılarının ilaç uyumlarını etkilediği belirlenmiştir.
Objective: The purpose of this descriptive study was to determine the effect of illness perceptions on medication adherence in patients undergoing percutaneous coronary intervention.
Methods: The study population consisted of 476 patients who were admitted to the cardiology department of a training and research hospital between July 1, 2017 and November 30, 2017. The study sample consisted of 192 patients who were selected using power analysis according to the research inclusion criteria. Data were collected using a Personal Information Form, the Illness Perception Scale Disease Perception Scale and the Morisky Medication Adherence Scale. Data were analyzed using descriptive statistics (i.e. mean, standard deviation, frequency and percentage distributions), Student's t test and Paired Samples t test were used in the evaluation of the data. A significance level of p <0.05 was used for the analyzes.
Results: Majority of the patients participating in the study were male, were overweight, were married, were literate/primary school graduates and the average age was 59,7±11,1. It was determined that the majority of the patients knew the names of the drugs they used, they had additional chronic diseases. Most of the patients indicated stress, genetic makeup or diet-eating habits as the causes of their disease. It was determined that the patients had a moderate level of medication adherence, their medication adherence increased as the frequency of their drug usage decreased and their illness perceptions affected their medication adherence (p<0.05). As the patients' level of understanding, controlling and managing the disease increased, the drug compliance increased (p=0,002; p=0,001).
Conclusion: It was determined that the drug compliance of the patients who underwent percutaneous coronary intervention was moderate and the disease perceptions affected the compliance of the drug.

REVIEW
3.Pulmonary Hypertensıon and Nursıng Care
Serap Ünsar, Özlem Özdemir, Ecehan Yenici Bulut
doi: 10.5543/khd.2018.97269  Pages 17 - 24
Pulmoner hipertansiyon vasküler değişiklikler ile karakterize ilerleyici bir hastalıktır. Pulmoner arterlerin proliferasyonu ve vazokonstriksiyonu sağ kalp yetersizliğine ve ölüme yol açmaktadır. Hastalar genellikle başlangıçta nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk ve ödem gibi semptomlar deneyimlerken geç dönemlerinde senkop, presenkop görülebilmektedir. Bu semptomlar diğer kardiyopulmoner hastalıkları taklit etmekte ve pulmoner hipertansiyonlu hastalarda tanı koymada gecikme olmaktadır. Pulmoner hipertansiyon kronik bir hastalık olup, günlük yaşamı sınırlamakta ve hastalar yaşam kalitesini azaltan birçok semptomla karşı karşıya kalmaktadır. Mevcut tüm medikal tedavi ve bakım karmaşık olup büyük oranda palyatiftir. Tedavinin ve bakımın amacı; morbidite ve mortaliteyi azaltmak, semptomları ve fonksiyonel durumu iyileştirmektir. Pulmoner hipertansiyon vakalarında hastaneye sık yatışlar olmaktadır. Hemşireler; pulmoner hipertansiyon açısından yüksek risk taşıyan hasta gruplarını bilmelidir. Hemşireler pulmoner hipertansiyonda hasta ve hasta yakınlarının eğitiminde, hasta bakımında, medikal tedavinin uygulanmasında, semptom yönetiminde ve hasta takibinde önemli rollere sahiptir. Bu makale pulmoner hipertansiyonun etiyolojisi, sınıflandırılması, patofizyolojisi, tedavi ve bakımını sunmak amacıyla yazıldı.
Pulmonary hypertension is a progressive destructive disease characterized by vascular changes. Proliferation and vasoconstriction of pulmonary arteries lead to right heart failure and death. While patients usually have symptoms, such as dyspnea, fatigue, weakness and edema, at the beginning, the syncope and presyncope can be observed in late periods. The mentioned symptoms imitate other cardio-pulmonary diseases and a delay occurs in establishing a diagnosis in patients with pulmonary hypertension. Pulmonary hypertension is a chronic disease, restricts the daily life and the patients face with many symptoms which reduce quality of life. All of the current medical treatments and cares of the patients are complicated and are largely palliative. The aim of treatment and care of the patients is to decrease morbidity and mortality and to heal symptoms and functional situation. Frequent hospitalization occurs in pulmonary hypertension cases. Nurses should know the high risk-bearing patient groups in terms of pulmonary hypertension. Nurses have important roles in training of patients and patient relatives, care of patients, administration of medical treatment, symptom management and patient follow-up in pulmonary hypertension. In this rewiev was discussed in order to present etiology, classification, pathophysiology, treatment and care of pulmonary hypertension.

4.The Effect of Microbiota on Cardiovascular Health and Disease
Mediha Sert, Zeynep Özer
doi: 10.5543/khd.2018.88700  Pages 25 - 32
Son yıllarda yapılan çalışmalar, intestinal mikrobiyotanın insan sağlığı ve hastalığı üzerine etkili olması, kardiyovasküler hastalıklar (KVH) dahil olmak üzere birçok hastalıkla ilişkili bulunması nedeniyle, intestinal mikrobiyotanın bireyler üzerine olan etkisine odaklanmıştır. KVH, insidansı oldukça yüksek olan ve ölümle sonuçlanabilen önemli bir hastalık grubudur. Dünyadaki ölümlerin %31’i KVH nedeniyle gerçekleşmiş olup, bu değerin on yıl sonra %41’e ulaşacağı öngörülmektedir. Yapılan çalışmalarda, immün sistem, enflamasyon süreci, endotel hasar ve vasküler değişikliklerin intestinal mikrobiyotayı etkilediği ve bunun sonucunda birçok KVH ve metabolik hastalıkların geliştiği bildirilmiştir. Bu durum intestinal mikrobiyotanın incelenmesi ve düzenlenmesi ile hastalıkların tespit edilebileceği ve önlenmesinin mümkün olabileceği düşüncelerini geliştirmiştir. Bireylerin hastalıklardan korunması ve sağlığın geliştirilerek sürdürülmesinde en büyük rol hemşirelere aittir. Hemşireler güncel yaklaşımlara ilişkin bilgilerini artırmalı, mikrobik toplulukların temel yapı ve işlevlerini bilmeli ve geliştirdiği bilgi ve becerilerini bakımlarına yansıtabilmelidir. Kardiyovasküler sağlık ve hastalıkta, intestinal mikrobiyotanın etkisinin mevcut araştırmalara ek prospektif çalışmalar ile desteklenmesi ve farkındalığının arttırılması, sağlığın ve hastalıklardan korunma stratejilerinin geliştirilmesinde önemli bir adım olacaktır. Yapılacak çalışmalarla intestinal mikrobiyotanın düzenlenmesinde, KVH’ye ilişkin geliştirilen stratejilerinin kullanılması ile risk altında olan bireylerin KVH’den korunmasının mümkün olacağı ve kardiyovasküler sağlığın sürdürülebileceği öngörülmektedir.
Recent studies have focused the effect of intestinal microbiota on individuals, since intestinal microbiota has an impact on human health and disease, and is associated with many diseases, including cardiovascular diseases (CVD). CVD are an important group of diseases with a high incidence and can result in death. 31% of the deaths in the world are due to CVD and it is estimated that this value will reach 41% after a decade. Studies have shown that immune system, inflammation process, endothelial damage and vascular changes affect intestinal microbiota and as a result many CVD and metabolic diseases develop. This situation has developed the idea that the diseases can be detected and prevented by examining and regulating intestinal microbiota. The most important role in protecting individuals from diseases and developing and sustaining health belongs to nurses. Nurses should increase their knowledge of current approaches, know the basic structure and functions of microbial communities and be able to reflect their knowledge and skills to their care. In cardiovascular health and disease, supporting and increasing awareness of the impact of intestinal microbiota for with the additional prospective studies will be an important step in the development of health and disease prevention strategies. In the regulation of intestinal microbiota with the studies to be done, it is predicted that, with the use of strategies developed for CVD in individuals with risk, can be protected from CVD and that cardiovascular health can be sustained.

CASE REPORT
5.Nursing Approach To Roy Adaptation Model In a Patient With Essential Hypertension
Gülistan Yoldaş, Yasemin Yıldırım, Çiçek Fadıloğlu, Fisun Şenuzun Aykar
doi: 10.5543/khd.2018.63626  Pages 33 - 39
Kronik hastalığa sahip olmak bireyde fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Hemşirelikte bakım yönetiminde kavramsal modellerin kullanılması, kronik hastalığa sahip hastaya biyopsikososyal yaklaşımda bütüncül bir bakım geliştirecek bir araç sağlayabilmektedir. Hemşirelikte yaygın kullanılan modellerden biri olan Roy Adaptasyon Modeli’ne göre birey/hasta, çeşitli uyaranlara uyum sağlayabilmek için çeşitli baş etme mekanizmalarını kullanır ve uyaranlara davranışlarıyla yanıt verir. Uyaranlara verilen uyumlu cevaplar bireyin bütünlüğünü geliştirirken, uyumsuz yanıtlar bütünlüğü olumsuz etkilemektedir.
Bu olgu sunumunda; esansiyel hipertansiyon tanısı alan ve daha önce tedaviye uyum sorunu olan bir hastanın hemşirelik bakımı Roy Adaptasyon Modeli’nde yer alan uyum alanları doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.
Having chronic disease leads to possible problems in physiological, psychological and social environment. The use of conceptual models in nursing care management provides a holistic care in biopsychosocial approach to patient with chronic disease. According to the Roy Adaptation Model, one of the common used models in nursing, the individual / patient uses a kind of coping mechanisms for respond to kind stimulant and responds with their behavior. Adaptive responses to stimulant improve the integrity of the individual, while incompatible responses adversely affect integrity.
In this case report; the nursing care of a patient diagnosed with essential hypertension and who previously had a compliance problem was carried out in accordance with the adaptation areas of the Roy Adaptation Model.



 
 
Copyright © 2016 Turkish Society of Cardiology