E-ISSN 2149-4975 Anasayfa   |  İletişim    |  EN
 
Cilt : 4 Sayı : 5 Yıl : 2019
Son Sayı Erken Baskı Arşiv Popüler Makaleler

   
Hızlı Arama





 
Turk J Card Nur: 4 (5)
Cilt: 4  Sayı: 5 - Mayıs 2013
Özetleri Gizle | << Geri
EDITÖRDEN
1.
Editörden
Editorial
Nuray Enç
Sayfa I

DERLEME
2.
Yoğun Bakım Hastalarında Uyku Sorunları ve Hemşirelik Bakımı
Sleep Problems In Critical Care Patients and Nursing Care
Seda Kurt, Nuray Enç
doi: 10.5543/khd.2013.001  Sayfalar 1 - 8
Temel yaşam gereksinimlerinden biri olan uyku; bireyi stres ve sorumluluklardan uzaklaştırarak rahatlatan, ruhsal ve fiziksel açıdan yeniden enerji depolanmasını sağlayan bir süreçtir. Fizik ortamı, kullanılan teknik donanımı ve işleyiş biçimi nedeniyle diğer ünitelerden farklılık gösteren yoğun bakım ünitelerinde sık görülen uyku bozuklukları hasta morbitidesinin artmasına yol açan önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Bireylerin temel yaşam gereksinimlerinin gerçekleştirilmesi ve sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini amaçlayan hemşirelerin özellikle yoğun bakımlarda sıklıkla karşılaşılan ve diğer sorunları da beraberinde getiren uyku gereksiniminin fizyolojik sürecini, uyku evrelerini, sağlıklı bir şekilde sürdürülme deki rol ve sorumlulukları bilmesi ve uygulaması önemlidir. Bu derleme, uyku gereksinimini tanımlamak, yoğun bakım hastalarında karşılaşılan uyku sorunlarını belirtmek ve hemşirenin sorumluluklarını vurgulamak amacıyla yazıldı.
Sleep, that is one of the basic necessities of life, is a process that provides one to relax by keeping him/her away from the stress and responsibilities; to restock up with energy psychologically and physically. Commonly seen sleep disorders in critical care units that show difference from the other units due to physical condition, technical equipment that is used and the running style, are among the important problems that lead to patient morbidity. It is important for nurses, that aim the realization and maintenance of the basic life necessities of the individuals in a healthy way, to know and apply responsibilities and roles related to sleep need that bring the other problems with it and maintenance of physiological process and sleep phases frequently encountered especially in critical care units. In this review, has been written to indicate sleep problems encountered in the critical care patients and to emphasize the responsibility of a nurse.

3.
Kritik Hastalıklarda Sıvı Elektrolit Dengesi Değişikliklerinde Hemşirenin Rolü
The Role of Nurses for Changes in Fluid-Electrolyte Balance in Critical Diseases
Aslı Tok Özen, Nuray Enç
doi: 10.5543/khd.2013.002  Sayfalar 9 - 13
Yoğun bakım üniteleri yaşamı tehdit edici kritik hastalığı olan hastalara en üst düzeyde bakım sunmak, tedavi etmek ve yarar sağlamak üzere kurulmuş, yaşam kurtarıcı teknolojik araç ve gereçlerle donatılmış, multidisipliner ekip yaklaşımının olduğu ünitelerdir. Yoğun bakımda yatan kritik hastalarda gördüğümüz önemli metabolik değişikliklerden biri de sıvı-elektrolit dengesindeki ani ve hızlı değişimlerdir. Bu nedenle yoğun bakım hemşirelerinin önemli sorumluluklardan biri sıvı elektrolit dengesine yönelik bilgilerini geliştirmek, hastalarda bu değişiklikleri gözlemlemek ve tanımlayabilmek, gerekli girişimleri bilmek ve gerektiğinde pratik bir şekilde uygulamaktır. Bu makalede sıvı- elektrolit dengesinin korunması, tedavi ve bakımın planlanmasında yoğun bakım hemşirelerinin rolü anlatılmaktadır.
Intensive care units are units with multidisciplinary approach equipped with life saving technological tools and devices in order to present highest level care, treat and provide advantage for patients with life-threatening critical disease. One of important metabolic changes seen on critical patients admitted in intensive care unit is sudden and fast changes in fluid-electrolyte balance. Therefore, one of important responsibilities of intensive care unit nurses is to develop their knowledge towards fluid-electrolyte balance, to observe and define these changes on patients, to know required interventions and to apply them practically when required. Role of intensive care nurses in protection of fluid-electrolyte balance, planning treatment and care is explained in this article.

4.
Kadınlarda Kardiyovasküler Hastalıkların Önlenmesinde Hemşirenin Rolü
The Role of Nursing in Cardiovascular Disease Prevention in Women
Havva Öz Alkan, Nuray Enç
doi: 10.5543/khd.2013.003  Sayfalar 14 - 29
Kardiyovasküler hastalıklar, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde mortalite ve morbiditenin önde gelen nedenidir ve kadınlarda en çok ölüme yol açan hastalıklar arasında yer almaktadır. Kadınlarda kardiyovasküler hastalıkların prevalans ve mortalitesinin artması, bazı kadınlarda uyarıcı belirtilerin eksikliği, farkındalığın azalması, hemşirelerin kadınların değerlendirilmesinde, risk faktörlerinin belirlenmesinde etkin rol üstlenmesini zorunlu hale getirir. Bu derleme kadınlarda kardiyovasküler hastalıkları önlemeye yönelik girişimlere ve bu girişimleri uygulamada hemşirenin rolüne odaklanır.
Cardiovascular diseases are important causes of mortality and morbidity both in developed and devoloping countries and the most common causes of death in woman. Increased prevalence and mortality of cardiovascular diseases in women, lack of warning signs in some women, and decreased awareness make it imperative for nurses to assume an active role in assessing these womans and evaluating risk factors in all women. This review focuses on preventing cardiovascular disease in women and the nurses role in implementing them.

ARAŞTIRMA
5.
Hipertansiyon Tanısı Olan Bireylerin Evde Hastalık Yönetimlerinin İncelenmesi
Investigation of Disease Management of Individuals with Hypertension at Home
Yasemin Tokem, Emine Taşçı, Medine Yılmaz
doi: 10.5543/khd.2013.004  Sayfalar 30 - 40
AMAÇ: Bu çalışma hipertansiyon tanısı olan bireylerin evde hastalık yönetiminin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.
YÖNTEMLER: Tanımlayıcı olarak yürütülen bu araştırmanın örneklemi, bir toplum sağlığı merkezine 23 Mayıs- 23 Temmuz 2012 tarihleri arasında başvuran olasılıksız örneklem yöntemi ile seçilen 112 hipertansiyon tanılı bireyden oluşmuştur. Veriler araştırmacılar tarafından oluşturulan form kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır.
BULGULAR: Bireylerin yaş ortalamasının 59.02 ± 1.24, olduğu, ortalama 9.81 ± 8.71 yıl önce tanı aldığı saptanmıştır. Araştırmada, hipertansiyon tanısı olan bireylerin çoğunluğunun ilaç kullanma nedenini (%89.3), kan basıncı ölçüm tekniğini (%85.7) ve hastalığa özgü beslenme şeklini bildiği (%98.2) ve düzenli doktor kontrolüne gittiği (%76.8) belirlenmekle beraber önemli bir kısmının ilaçlarının yan etkilerinin ne olduğunu ve hangi durumlarda doktora başvuracağını bilmediği (%42), ilaç almayı unuttuğu (%50), tuzsuz yemek yemeye alışamadığı için tuzu kısıtlamadığı (%19.6) belirlenmiştir. Ayrıca araştırmaya dâhil olan bireylerin çoğunluğunun düzenli fiziksel aktivite yapmadıkları belirlenmiştir. Yine okuryazar olmayan hipertansif bireylerin hastalık yönetimine ilişkin bilgi ve uyumlarının okur-yazar ve bir okul mezunu olan bireylerden daha düşük olduğu ve istatistiksel olarak farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05).
SONUÇ: Bu sonuçlar doğrultusunda, hipertansiyonlu bireylere yönelik, evde hipertansiyon yönetimine ilişkin özellikle ilaç yönetimi, diyet, fizik aktivite ve kan basıncı ölçümüne ilişkin eğitim ve davranış geliştirme girişimlerinin geniş kitleleri kapsayacak şekilde düzenlenmesi önerilebilir.
OBJECTIVE: Aim of this study was to investigation of disease management of individuals with hypertension at home.
METHODS: The sampling of this descriptive study was composed of 112 individuals diagnosed with hypertension who applied to a community health center between 23 May-23 July 2012 and selected random sampling method.
Data were collected through face to face interviews using the data collection tool formed by the researchers.
RESULTS: It was determined that the average age of the individuals was 59.02 ± 1.24 and that they had been diagnosed an average of 9.81 ± 8.71 years ago. Of those participating in the study, it was determined that 76.8% were going to the doctor for check-ups at specific intervals to check blood pressure and to regulate medicine. However in a major portion of the individuals was determined that stopped taking medicines when the complaints regressed (36.2%), forgot to take their medicines (50.0%), did not know when they had taken their medicines (33.0%), did not know what were the side effects of their medicines and in which situations they should consult with a doctor (42.0%), did not restrict the consumption of salt (19.6%). Whereas, 65.2% did not do any physical activity. Again, information and compliance on disease management in illiterate hypertensive individuals was found to be lower than literate and has graduate of a school, and the difference was found a statistically significant (p<0.05).
CONCLUSION: According to the results, it can be proposed that education and behavioral development initiatives are organized in a manner that would include all population for individuals with hypertension especially related to medication management, diet, physical activity and follow-up of blood pressure at home.

6.
Koroner Anjiyografi Uygulanacak Hastalara Verilen Görsel-İşitsel Eğitimin Fizyolojik ve Psikososyal Parametreler Üzerine Etkisi
The Effect of Audio-Visual Education Given to Coronary Angiography Patients over Physiological and Psychosocial Parameters
Aslı Balcı, Nuray Enç
doi: 10.5543/khd.2013.005  Sayfalar 41 - 50
AMAÇ: Araştırma koroner anjiyografi uygulanacak hastalara işlem öncesi verilen görsel-işitsel (video) eğitimin fizyolojik (kalp hızı, kan basıncı, solunum sayısı) ve psikososyal (stres, anksiyete, depresyon) parametreler üzerine etkinliğini saptamak amacıyla yapıldı.
YÖNTEMLER: Çalışmaya ilk kez koroner anjiyografi uygulanan 60 hasta (30 deney, 30 kontrol) dahil edildi. Veriler genel bilgi formu ve Depresyon Anksiyete Stres (DASS- 42) Ölçeği ile toplandı, işlem öncesi deney grubuna görsel-işitsel (video) eğitim uygulandı.
BULGULAR: Görsel-işitsel eğitim verilen deney grubundaki bireylerin kalp hızı, sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı, solunum sayısı ortalama değerleri ve DAS (depresyon, anksiyete, stres) puanı ortalamalarının işlem sonrasında işlem öncesine göre azaldığı (p < 0.05), eğitim uygulanmayan kontrol grubundaki bireylerde ise arttığı (p>0.05) görüldü.
SONUÇ: Koroner anjiyografiye ilişkin işlem öncesi verilen görsel-işitsel (video) eğitimin, işlem sonrasında fizyolojik ve psikososyal parametreler üzerine olumlu etkisi olduğu saptandı.
OBJECTIVE: The research was performed to examine the effect of audio-visual education given to patients who are applied coronary angiography, over physiological (heart rate, blood pressure, respiratory rate) and psychosocial (stress, anxiety, depression) parameters.
METHODS: Coronary angiography in 60 patients admitted for the first time in the study (30 experimental and 30 control) were included. Data general information form and Depression Anxiety and Stress (DASS-42) Scale were collected before the initiation of the experimental group audio-visual
RESULTS: Audio-visual training individuals in the experimental group, heart rate, systolic blood pressure, diastolic blood pressure, respiratory rate, and mean values of the DAS (depression, anxiety, stress) score compared to the average of the process after the procedure decreased (p <0.05), education implemented in the control group those patients who have increased (p>0.05).
CONCLUSION: The education about angiography given before the procedures showed a positive effect on the physiological and psychosocial parameters after the procedure.

7.
Editöre Mektup.
Letters to the Editor.
Hilal Uysal
doi: 10.5543/khd.2013.006  Sayfalar 51 - 56
Makale Özeti | Tam Metin PDF



 
 
Copyright © 2016 Türk Kardiyoloji Derneği

LookUs & Online Makale