E-ISSN 2149-4975 Anasayfa   |  İletişim    |  EN
 
Cilt : 7 Sayı : 14 Yıl : 2017
Son Sayı Erken Baskı Arşiv Popüler Makaleler

   
Hızlı Arama





 
Turk J Card Nur: 7 (14)
Cilt: 7  Sayı: 14 - Aralık 2016
Özetleri Gizle | << Geri
EDITÖRDEN
1.
Editörden
Editorial

Sayfa I (281 kere görüntülendi)

DERLEME
2.
Kahve Tüketiminin Kalp Sağlığı Üzerine Etkisi
Effect of Coffee Consumption on Heart Healt
Sıdıka Oğuz, Zeynep Erdoğan
doi: 10.5543/khd.2016.29290  Sayfalar 136 - 139 (753 kere görüntülendi)
Kafein, sinir sisteminde adenozin reseptörlerinin potansiyel bir antagonisti olarak etki gösterir. Kafein ile ilgili fizyolojik etkiler; merkezi sinir sistemi stimülasyonu, metabolizma hızında artma, diürez ve kan basıncında akut yükselmedir. Son 30 yıldır yapılan epidemiyolojik çalışmalarda kahvenin kalp hastalıkları üzerine etkisi araştırılmış ve konu hala tartışmalıdır. Vaka kontrol çalışmaları kahvenin kardiyovasküler riski artırma potansiyeli olduğunu göstermesine rağmen, kohort çalışmalarında, yüksek oranda kahve tüketen bireylerde kahve alımı ve kardiyovasküler riskler arasındaki ilişki olmadığı bildirilmiştir.
Başka bir çalışmada ise 52 normotansif sağlıklı erişkinde kan basıncı (KB), CRP, kalp hızı, kolesterol ve fibrinojen değerlendirilmiş, kafein alan kadın ve erkeklerde strese yanıt olarak sistolik kan basıncı ve kortizol değerlerinde artış görülmüştür. Noordzijin ve ark.nın, uzun süreli kahve tüketiminin KB’na etkisini değerlendirdiği randomize kontrollü çalışmaların oluşturduğu meta analizinde; sistolik kan basıncını 2.04 mmHg, diyastolik kan basıncını 0.73 mmHg artırdığı bildirilmiştir.
Greenberg ve ark.nın çalışmasında yaşlı bireylerde kafeinli içeceklerin kardiyovasküler hastalık (KVH) mortalite riskini azalttığı, kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğu bulunmuştur. Higdon’un sistematik reviewinde; kahve tüketimi ve koroner arter hastalığı riski arasında ilişkinin değerlendirildiği kohort çalışmalarda, kahve tüketiminin KVH riskini artırdığı bulunmamış ancak kan basıncı ve plazma homosistein gibi bazı risk faktörlerinde artışa neden olduğu bildirilmiştir.
Yaygın olarak tüketilen bir içecek olan kahvenin, kalp sağlığı üzerine olan etkisiyle ilgili çalışmalar tartışmalıdır. Bu nedenle randomize kontrollü, prospektif ve kanıt düzeyi yüksek olan çalışmalara ihtiyaç vardır.
Caffeine shows its effects as a potential of adenosine receptor antagonist in nervous system. Physiological effects associated with caffeine are central nervous system stimulation, the increase in the metabolic rate, diuresis and acute rise in blood pressure (BP). The impacts of coffee on heart health have been researched in Epidemiological studies conducted in the past 30 years and this topic is still debatable. Although case-control studies reveal that coffee is the potential to increase the risk of cardiovascular, it is stated that there isn’t correlation between the coffee intake in individuals who consume a high proportion of coffee and cardiovascular risks in cohort studies. BP, CRP, heart rate, cholesterol and fibrinogen have been evaluated in 52 normotensive healthy adults, and it has been observed an increase in men and women who consume caffeine systolic BP, cortisol levels as a response to stress. In the meta-analysis consisting of randomized controlled studies, which Noordzijin and his colleague evaluated the long-term effects of coffee consumption on BP; it is stated that Systolic BP increased 2.04 mmHg, and diastolic BP also increased 0.73 mmHg. According to the Greenberg et al. it has been found out that beverages including caffeine reduced the risk of cardiovascular disease mortality in elderly, and these caffeinated beverages are protective against heart diseases. In the systematic review of Higdon, in cohort studies evaluating the relationship between coffee consumption and risk of coronary artery disease, it isn’t revealed that coffee consumption increases the risk of cardiovascular disease, yet it is reported that it causes an increase some risk factors such as BP and plasma homocysteine. The coffee is a beverage widely consumed we have seen, are controversial studies on the effects on heart health. Thus randomized, prospective studies are needed with a high level of evidence.

3.
Kardiyak Rehabilitasyonda Hemşirenin Rolü
The Role of Nurses in Cardıac Rehabilitation
Esra Akbulut, Derya Tülüce, Burcu Bayrak Kahraman
doi: 10.5543/khd.2016.54254  Sayfalar 140 - 146 (805 kere görüntülendi)
Kardiyovasküler hastalıklar Dünya’da ve ülkemizde birinci ölüm nedenidir. Kardiyovasküler hastalıklara bağlı morbidite ve mortalite oranını azaltmak amacıyla kardiyak rehabilitasyon programları uygulanmaktadır. Bu derlemede kardiyovasküler hastalığı olan bireylere yaşadığı toplumda fiziksel, sosyal ve ruhsal açıdan iyilik hali ve aktif bir yaşam sağlayan kardiyak rehabilitasyon programı, fazları, bileşenleri, basamakları, rehabilitasyon ekibi ve hemşirenin rolü üzerinde durulmuştur.
Cardiovascular disease is the number one cause of death in our country and the world. Cardiac rehabilitation programs are being implemented to reduce the cardiovascular morbidity and mortality related to disease.. In this review, focuses on the cardiac rehabilitation program, phase, components, steps, rehabilitation team and nurses’ role which is providing physical, social and spiritual well-being and an active life at societies that is individuals with cardiovascular disease.

4.
Miyokard İnfarktüsü Geçirmiş Bireylerde Yaşam Şekli Değişikliği: Pender’ in Sağlığı Geliştirme Modeli
Life Style Modification in Individulas with Myocardial Infarction: Pender’s Health Promotion Model
Sibel Sevinç
doi: 10.5543/khd.2016.93064  Sayfalar 147 - 152 (778 kere görüntülendi)
Bu makalede, Pender’in sağlığı geliştirme modelinin Miyokard infarktüsü geçirmiş bireylerde uygulanmasına yer verilmiştir. Kardiyoloji kliniği hemşirelerinin miyokard infarktüsü geçirmiş bireylerde kardiyak rehabilitasyon programı ve taburculuk planlamasında sağlığı geliştirme modeli kullanımı önemlidir. Böylece bu kişilerde yaşam tarzı değişikliği oluşturmak kolaylaştırılabilir.
In this article, it is given the appliying Pender's health promotion model of myocardial infarction in individuals. Cardiology clinic nurses to use health promoting model is important to cardiac rehabilitation programs and discharge planning in individuals with myocardial infarction. So for these people to create lifestyle changes can be facilitated.

ARAŞTIRMA
5.
Miyokart İnfarktüsü Geçiren Hastalarda Umutsuzluk ve Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi
Evaluation of Hopelessness and Quality of Life in Patients with Myocardial Infarction
Fatma Akçay Fırat, Özden Dedeli
doi: 10.5543/khd.2016.72792  Sayfalar 153 - 161 (599 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada amaç, miyokart infarktüsü geçiren hastalarda umutsuzluk ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, bir hastanenin kardiyoloji polikliniğine başvuran 165 hasta ile yürütüldü. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından sosyodemografik bilgiler soru formu, Miyokart İnfarktüsü Boyutsal Değerlendirme Ölçeği (TR-MIDAS) ve Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, ortalama ± standart sapma (Ort±SS), yüzde dağılımları ve korelasyon analizleri kullanıldı.
BULGULAR: Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması 57,4±11,0 (32-87) yıl olup büyük çoğunluğu (%77,0) erkekti. Hastaların TR-MIDAS’tan aldıkları puan ortalamaları 37,4±18,7 (1,00-86,0) BU֒nden aldıkları puan ortalamalarının ise 7,6±4,7 (0-19) olduğu bulundu. TR-MIDAS’ın alt boyutundan almış oldukları toplam puan ortalamaları sırası ile “Fiziksel Aktivite” alt boyutundan 16,1±7,8 (0,0-36,0); “Güvensizlik” alt boyutundan 11,7±7,3 (0,0-31,0); “Bağımlılık” alt boyutundan 1,2±1,3 (0,0-4,0); “Duygusal Tepki” alt boyutundan 5,2±2,5 (0,0-12,0); “İlaç Hakkında Endişe” alt boyutundan 2,7±2,5 (0,0-8,0) olduğu belirlendi. Mİ geçiren hastaların TR-MIDAS ve alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları ile BU֒nden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0,001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırma sonucunda, MI geçiren hastaların orta düzeyde fonksiyonel yetersizlikleri olduğu, yaşam kalitelerini orta düzeyde algıladıkları, orta düzeyde umutsuzluk deneyimledikleri ve umutsuzluk düzeyi arttıkça fonksiyonel yetersizlik ve yaşam kalitelerinin de olumsuz etkilendiği bulundu.
INTRODUCTION: The purpose of this study was to assess the hopelessness, and quality of life in patients with myocardial infarction.
METHODS: This descriptive and cross sectional study was conducted with 165 patients with myocardial infarction at the outpatients cardiology policlinic of a hospital. The data were collected by a demographic questionnaire, Myocardial Infarction Dimensional Assessment Scale (MIDAS), and Beck Hopelessness Scale (BHS). Mean±standard deviation, pergentage, Speraman’s rho correlation were used in statistical analysis.
RESULTS: The mean age of patients were 57,4±11,0 (32-87) years, 77% were male. The mean score of MIDAS was 37,4±18,7 (1,00-86,0) and BHS was 7,6±4,7 (0-19). It was found that the means of subscale scores of MIDAS were respectively 16,1±7,8 (00,0-36,0) from “Physical activity”, 11,7±7,3 (00,0-31,0) from “Insecurity”, 1,2±1,3 (0,0-4,0) from “Dependency”, 5,2±2,5 (0,0-12,0) from “Emotional reaction”, 2,7±2,5 (0-8) form “Concerns over medication”. It was found that there was positive statistical correlation between mean scores of MIDAS and mean score of BHS (p<0,001).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The results of this study indicated that the patients with myocardial infarction had generally moderate functional impairment and hopelessness, high levels of hopelessness, their functional impairment and quality of life were affected adversely.

6.
Kronik Kalp Yetersizliği Olan Bireylerde İlaç Uyumuna Engel Olan Faktörlerin İncelenmesi
Investigation of the Factors Preventing Medication Compliance in Individuals with Chronic Heart Failure
Nazmiye Köseoğlu, Nuray Enç
doi: 10.5543/khd.2016.03016  Sayfalar 162 - 168 (633 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırma, kronik kalp yetersizliği hastalarının ilaç uyumlarını değerlendirmek ve uyuma engel olan faktörleri incelemek amacıyla, tanımlayıcı olarak planlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde, 07 Ekim 2013 ile 31 Ocak 2014 tarihleri arasında acil, poliklinik ve yatan hasta servislerinde bulunan, 180 olgu ile gerçekleştirilen çalışmada, İlaca Uyum Hakkındaki İnançlar Ölçeği (İUHİÖ) ve anket formu kullanıldı.
BULGULAR: %46,7’si kadın olgulardan oluşan örneklemin, yaş ortalaması 67,32 ± 12,05 olarak bulundu. Olguların %40’ı (n=72) ilaç kullanımına uyumlu, %60’ı (n=108) ise uyumsuz olarak saptandı. Olguların uyumlu ya da uyumsuz olması ile düzenli olarak sağlık kontrolüne gitme (p<0,01), ilaç kullanımına ait sağlık çalışanları tarafından verilen bilgilendirmenin yeterli olma (p<0,05) ve ilaçların etkilerinin bilme durumu (p<0,01) arasında anlamlı ilişki gözlendi. Uyumlu ve uyumsuz olgular arasında İUHİÖ alt boyutları yarar ve engel skoru ortalamalarının istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı şekilde farklı olduğu gözlendi (p<0,01). Ayrıca İUHİÖ engel alt boyutu skoru ile eğitim düzeyi, ilaçların karmaşık olduğu kanısı, düzenli sağlık kontrolüne gitme, ilaç etkilerini ve yan etkilerini bilme durumları arasında anlamlı fark saptandı. İUHİÖ göre engel alt boyutunda olguların en sık verdikleri cevaplar; her gün bir sürü ilaç içmek zorunda olmak (%86) ve ilaçların geceleyin tuvalete gitmek için uyanmaya sebep olması (%68) olarak saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Düzenli sağlık kontrolüne gitmeme, yeterli bilgilendirilmeme, ilaçların karmaşık olması ve ilaç etkilerini bilmeme ilaç uyumsuzluğunda önemli faktörler olarak belirlendi. Ayrıca düşük eğitim düzeyi, düzenli sağlık kontrolüne gitmeme, ilaç kullanımının, etki ve yan etkilerinin bilinmemesi, ilaçların karmaşık olması ve etkileri nedeni ile uyku örüntüsünde bozukluğa neden olması ilaca olan inançta engel algısını arttıran faktörler olarak saptandı.
INTRODUCTION: This descriptive study was planned to evaluate the medication compliance of chronic heart failure patients and analyzing factors which are the barriers to medication compliance.
METHODS: This study was conducted in Istanbul University Institute of Cardiology, between 07 October 2013 to 31 January 2014, at emergency room, polyclinic and inpatient clinics. The population of the study was composed of 180 patients and the data is collected by using Beliefs about Medication Compliance Scale (BMCS) and a questionnaire.
RESULTS: Mean age of patients’ were 67,32 ± 12,05, %46,7 (n: 84) were female. It is determined that 40 % (n: 72) of the participants have medication compliance, 60 % (n: 108) of them have no medication compliance. There is a relationship between the medication compliance or incompliance about going to checkups regularly (p<0,01), being informed efficiently about taking medicines by healthcare workers (p<0,05) and knowledge of the medications’ effects (p<0,01). There is a significant difference between BMCS’ benefit and barrier subscale towards medical compliance and incompliance (p<0,01). Also there is a significant difference between the BMCS’ barrier subscale score and education, belief of medicines are complex, going to check up regularly and knowledge of the medicines effects and side effects. It is determined on the BMCS’ barrier subscale; most of the participants stated that taking medicines every day (86 %) and awaking for toilets at nights caused by medicines (68 %).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The study found that not going to check up regularly, not to be informed efficiently by healthcare workers; complexity and unknowingness of the medications’ effects are important factors for medication incompliance. Also low education level, not going to check up regularly, not knowing the effects and side effects of the medication, complexity and side effects were founded to increasing barriers of belief.

7.
Kalp Yetersizliği Öz Bakımında Bakım Veren Katkısı Ölçeği Geçerlilik Ve Güvenilirlik Çalışması
Validity and Reliability of the Turkish Version of the Caregiver Contrubition to Self-care of Heart Failure
Gülçin Akbıyık, Nuray Enç
doi: 10.5543/khd.2016.36449  Sayfalar 169 - 177 (534 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışma Vellone ve ark. ları (2013) tarafından geliştirilen “Kalp Yetersizliği Özbakımında Bakım Veren Katkısı Ölçeği'nin Türkçe formunun geçerlilik ve güvenilirliğini belirlemek için yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma Nisan-Aralık 2014 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji servis ve polikliniğinde bakım verenlerle yüz yüze görüşme ile gerçekleştirildi. Metodolojik türde yapılan çalışmada ''Kalp yetersizliği özbakımında bakım veren katkısı ölçeği'' 22 maddeden oluşan likert tipi bir ölçektir. Ölçekte çeviri geri-çeviri yöntemi kullanıldı. Örneklem grubunu, iletişim kurmayı engelleyen sorunu olmayan, New york Heart Association 3 (NYHA 3) ve New york Heart Association 4 (NYHA 4) kalp yetersizliği olan, en az 3 ay öncesinde tanı konulan, hastaneye tekrar yatışları olan 165 hastaya bakım veren bireyler oluşturdu. Ölçeğin geçerliliği, dil ve kapsam geçerliliği ve faktör analizi ile,güvenilirliği ise iç tutarlılık ve zamana göre değişmezlik yöntemleri ile değerlendirildi.
BULGULAR: Kapsam geçerliliği uzmanlar tarafından görüş alınarak değerlendirildi. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin alt boyutlarında genel uyum katsayılarında sorunlar olduğu saptandı. Faktör yükü 0,04 (<0,30) olan bir madde saptandı. Çalışmada ölçeğin cronbach alfa iç tutarlılık güvenilirlik katsayısı özbakım sürekliliğini sağlama boyutu için 0,66; özbakım yönetimine katkı boyutu için 0,81; bakım verenlerin güvenirliğinin hasta özbakımına katkısı boyutu için 0,80’dir. Çalışmada test-tekrar test değerlendirmesi sonucunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişki olduğu saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Kalp yetersizliği özbakımı yönetiminde bakım verenlerin katkısı boyutunda, doğrulayıcı faktör analizi ile faktör yükü 0,04 olan on beşinci madde veri setinden çıkarıldığında faktör yüklerinin yükseldiği saptandı. Ancak bu maddenin de kalp yetersizliği hastalarının özbakımında bakım verenlerin katkısını değerlendirebilmek için sorulması gereken önemli bir soru olduğu ve uyarlama çalışmalarında madde elemesi önerilmediğinden madde elemesi yapılmayıp, farklı sağlık hizmet birimlerinde daha fazla örneklem alınıp tekrar değerlendirilerek sonuçlar elde edilebileceği düşünüldü. Sonuç olarak “Kalp Yetersizliği Özbakımında Bakım Veren Katkısı Ölçeği”nin Türkçe versiyonunun Türk toplumunda kullanımı için iyileşme çalışmalarının yapılarak ve farklı hizmet birimlerinde kullanılarak ileriki çalışmalarda kullanılması önerilebilir.
INTRODUCTION: This study has been conducted to determine the validity and reliability of the Turkish version of the “Caregiver Contrubition to Self-care of Heart Failure Index” (CCSCHFI) developed by Vellone et al(2013).
METHODS: The study,involving face-to-face conversations with care-givers in the cardiology service and polyclinic of Istanbul University's Cerrahpaşa Faculty of Medicine,was done from April-December 2014.In this methodological study is a likert-type scale composed of 22 items.The scale was used back-translation technique.The sample group was of caregivers without problems in establishing communication,who cared for 165 patients with New York Heart Association 3 (NYHA 3) and NYHA 4 heart failure diagnosed at least 3 months earlier.The validity of the scale was evaluated with factor analysis and language and content validity,and the reliability was evaluated with internal consistency and continuity methods.


RESULTS: Content validity was evaluated in the context of consultations with experts.Through confirmatory factor analyses some problems were found in the general compliance parametres.A factor loading of 0.04(<0.30) was found for an item.In the study,the Cronbach alpha relability coefficient was determined at 0.66 for the first scale;at 0.81 for the second scale;and at 0.80 for the third scale.The result of the text-repeat test evaluation showed a statistically significant level of relationship.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In the second scale,the fifteenth item with a factor loading of 0.04 was taken from the set,the factor loadings were found to rise.However,it was found that this item was an important question for the evaluation of the caregivers' contribution to the self-care of heart failure patients.It is considered that different health units repeating the study with larger sample groups,without item elimination,as it is unadvisable to remove items when adapting the results.As a result it was determined that the Turkish version of the CCSCHFI needs further refinement to be used in Turkish society,with a recommendation that different health units use it in further studies.



OLGU SUNUMU
8.
Ventriküler Aritmilere Neden Olan Pinch-Off Sendromunun Perkütan Tedavisi
Percutaneous Treatment Of Pinch-Off Syndrome Causing Ventricular Arrhythmias
Ercan Karabey, Osman Beton, Okan Onur Turgut, Mehmet Birhan Yılmaz
doi: 10.5543/khd.2016.77486  Sayfalar 178 - 181 (322 kere görüntülendi)
Pinch-off sendromu, port kateterin klavikula ve 1.kot arasını çevreleyen doku tarafından sıkışmasına bağlı kopması sonucunda embolizasyonu olarak tanımlanmaktadır. Kopan kateter parçasının sağ ventrikül içerisine veya pulmoner artere embolizasyonu ciddi ventriküler aritmilere neden olabilir. Bu olgumuzda, ciddi ventriküler aritmilere neden olan ve perkütan girişim ile başarılı bir şekilde tedavi edilen Pinch-off sendromunu sunmayı amaçladık.
Pinch-off syndrome is described as breaking off the port catheter because of the compression by the surrounding tissues between first costa and clavicle. Embolization of the detached catheter part into right ventricule or pulmonary artery can cause serious ventricular arrhythmias. In this case report, we aimed to present a case of serious arrhythmias complicated Pinch-off syndrome which was successfully treated with percutaneous intervetion.

9.
Orem Öz Bakım Eksikliği Hemşirelik Kuramı'na Göre Vazovagal Senkop’u Olan Hastanın Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
Nursing Care of A Patient with Vasovagal Syncope According to Orem’s Self-Care Deficit Nursing Theory: Case Report
Ayşegül Çelik, Yasemin Yıldırım
doi: 10.5543/khd.2016.38358  Sayfalar 182 - 186 (1097 kere görüntülendi)
Hemşirelik kuram ve modellerinin hemşireliğin eğitim, yönetim, uygulama ve araştırma alanlarında kullanılması, bu alanlara kavramsal bir çerçeve sunarak temel oluşturmakta ve rehberlik etmektedir. Kuram ve modeller, hemşirelik mesleğinin gelişim ve profesyonelleşmesine katkıda bulunur. Orem’in Öz Bakım Eksikliği Hemşirelik Kuramı hemşirelik uygulamalarında en sık kullanılan kuramlardan biridir. Orem’e göre hemşireler, öz bakım eksikliği durumunda bireyin gereksinimlerini karşılayabileceği düzeye indirmeli, bireyin öz bakım yeteneklerini artırmalı ya da öz bakım yetersizliğini gideremediği durumlarda da bakım gereksinimlerini kendisi üstlenmelidir. Vazovagal senkop tanısı bulunan hastalar Orem’in Öz Bakım Eksikliği Hemşirelik Kuramı’na göre destekleyici ve eğitsel hemşirelik yaklaşımlarına ve rehberliğe gereksinim duymaktadırlar. Bu derlemede vazovagal senkop tanısı olan bir hastanın “Öz Bakım Eksikliği Hemşirelik Kuramı”na göre hemşirelik bakımı incelenmiştir.
The usage of the nursing theory and models in nursing care process offers a conceptual framework to this area forming a basis and guiding. The theory and the models contribute to the development and professionalisation of the profession of nursing. Orem’s Self-Care Deficit Nursing Theory is one of the most frequently used theory in the practice of nursing. According to Orem, nurses should reduce one’s needs to a degree that one can fulfil in the case of self care deficit, increase one’s self care skills or undertake care needs him/herself if she/he can’t remove self care deficit. The patients with a vasovagal syncope diagnosis are in need of supportive and educational nursing approaches and guidance according to Orem’s Self-Care Deficit Nursing Theory. In this review, the nursing care of a patient with vasovagal syncope is studied according to Orem’s Self-Care Deficit Nursing Theory.



 
 
Copyright © 2016 Türk Kardiyoloji Derneği

LookUs & Online Makale