E-ISSN 2149-4975 Anasayfa   |  İletişim    |  EN
 
Cilt : 9 Sayı : 18 Yıl : 2018
Son Sayı Erken Baskı Arşiv Popüler Makaleler

   
Hızlı Arama





 
Turk J Card Nur: 9 (18)
Cilt: 9  Sayı: 18 - Nisan 2018
Özetleri Gizle | << Geri
09797-ART
1.
Editörden
Editorial
Nuray Enç
Sayfa I

TRA-T9897
2.
Ofis Çalışanlarında Kardiyovasküler Hastalık Riski ve Bilgi Düzeyi
Cardiovascular Risk Factors and Knowledge Levels in Office Workers
Ayşe Sezer Balcı, Nurcan Kolaç, Demet Şahinkaya, Esra Yılmaz, Cansu Nirgiz
doi: 10.5543/khd.2018.84756  Sayfalar 1 - 6
Amaç: Çalışmanın amacı ofis çalışanlarının kardiyovasküler hastalık riski ve kardiyovasküler hastalıklar konusunda bilgi durumunun belirlenmesidir.
Yöntemler: Tanımlayıcı türdeki araştırmanın evrenini İstanbul İli Anadolu Yakasında özel bir holding ve bankanın ofis bölümü çalışanları oluşturdu (n=1200). Bu evrenden anlamlılık düzeyi 0.05, %95 güven aralığında, asgari örneklem sayısı 240 olarak hesaplandı, örneklemin %72’sine ulaşıldı (n=172). Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Kardiyovasküler Hastalık Bilgi Düzeyi (KARDİF-BD) Ölçeği, Framingham Risk Skoru ile toplandı. Arıkan ve ark (2009) tarafından geliştirilen KARDİF-BD Ölçeği kardiyovasküler hastalık risk faktörleri ile ilgili bilgi düzeyini ölçmektedir.10 yıllık koroner riski belirlemek için Framingham Risk Skoru kullanıldı. Skorlama her iki cinsiyet için de ayrı yapılmaktadır. Hesaplama için altı risk faktörü vardır: cinsiyet, yaş, kolesterol, HDL, sistolik ve diyastolik kan basıncı, sigara içme. Skorlar <%10 düşük risk, %10-20 orta risk, >%20 yüksek risk olarak alınmaktadır.
Bulgular: Bireylerin %59.9’u kadın, %63.4’ü evli, %43’ü lisans mezunu, %49.4’ü sigara,"%20.9’u alkol kullanmakta, %51.7’si hiç egzersiz yapmamaktadır. Çalışma sonunda çalışanların on yıllık kalp hastalığına yakalanma riskleri %79.1’inde düşük, %13.4’ü orta, %7.5’i yüksek riskli olarak bulunmuş, KARRİF BD ölçek puan ortalamaları 19.23±3.03 (min=8, max=27) şeklindedir. KARRİF-BD ölçek puan ortalamaları ile Framingham Risk Skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (x2=16.66, p=0.00).
Sonuç: Çalışanların yaklaşık beşte biri orta-yüksek derece kalp hastalığına yakalanma riskine sahiptir.
Objective: Aim of study determine on cardiovascular disease risk and status of information in office workers.
Methods: The descriptive study universe of the research was created office department workers of a holding and bank a private holding company in Istanbul, Turkey (n=1200). The level of significance was 0.05, 95% confidence interval, the minimum sample number was calculated as 240. 72% of the sample was reached (n=172). The data collected Personal Information Form, Risk Factors in Cardiovascular Disease Knowledge Level (CARRIF-KL) scale, Framingham Risk Scores. CARDIF-KL developed by Arikan et al. (2009) measured cardiovascular disease risk factor knowledge level. The higher the scale score shows higher the level of knowledge. The Framingham Risk Score for a 10-year coronary risk profile was calculated for both sexes. There are six risk factors for calculation: gender, age, cholesterol-T, HDL-C, blood pressure (BP), and smoking. Scores <10% low risk, 10-20% moderate risk >20% high risk.
Results: It was found that 59.9% of the individuals were female, 63.4% were married, 43% of them have undergraduate degrees, 49.4% of the participants had used cigarettes, 20.9% were using alcohol and 51.7% of them don’t exercise. Among office workers, the risk CVDs was found to have 79.1% were low, 13.4% were moderate and 7.5% were high risk. The mean of the CARRIF-KL scale score was found 19.23±3.03 (min= 8, max=27). A statistically significant difference was found between CARRIF-KL scale and Framingham Risk Scores average scores (x2=16.66, p=0.00).
Conclusion: One of five of participants was estimated to have moderate-high risk to develop cardiovascular disease within the following 10-years.

3.
Hemşirelerin Kardiyopulmoner Resüsitasyon ve Güncel 2015 Kılavuz Bilgilerinin Değerlendirilmesi
Evaluation of Nurses' Cardiopulmonary Resuscitation and Current 2015 Guidelines
Dilek Aygin, Hande Cengiz Açıl, Özge Yaman, Meryem Çelik, Esin Danç
doi: 10.5543/khd.2018.63625  Sayfalar 7 - 12
Amaç: Kardiyo-pulmoner resüsitasyonun (KPR; kalp akciğer canlandırması) 2015 yılı güncellemelerine göre, kılavuzun içeriği konusunda hemşirelerin ne kadar bilgiye sahip olduğunun değerlendirilmesi amacıyla bu çalışma yapıldı.
Yöntemler: Ekim 2016-Kasım 2016 tarihlerinde bir eğitim araştırma ve bir devlet hastanesinde çalışmakta olan 97 hemşire araştırmaya dahil edildi. Araştırmacılar 0 ile100 arasında puan alınabilecek bir bilgi formu oluşturarak veriler toplandı ve puan artışıyla bilgi seviyesinin iyi olması ilişkilendirildi.
Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalaması 33.19±8.18 idi. KPR bilgi formu toplam puanı 78.25±11.32 (min-maks: 50-100) olarak hesaplandı ve bilgilerinin orta düzeyde olduğu belirlendi. KPR bilgi formundan alınan puan ile cinsiyet, daha önce eğitim alma/almama, çalıştığı birim açısından yapılan karşılaştırmalarda istatiksel açıdan fark anlamlı değildi (p>0.05). Çalıştığı birim açısından anlamlı fark bulunmasa da acil ile yoğun bakım ünitelerindeki hemşirelerin diğer serviste çalışanlara göre puanlarının daha düşük olduğu belirlendi. Deneyimli olan hemşirelerin bilgi puanları az deneyimlilere göre daha yüksekti (p<0.05).
Sonuç: Kalp akciğer canlandırması diğer bir deyişle temel yaşam desteğinin sağlanması konusunda hemşirelerin bilgi seviyesinin orta düzeyde olduğu ve bu bilgilerin düzenli aralarla tekrarlanmasının gerekli olduğu düşünüldü.
Objective: This study was conducted to assess how much knowledge nurses have on the content of the guidelines, according to the 2015 update of cardiopulmonary resuscitation (CPR).
Methods: From October 2016 to November 2016, 97 nurses working in an educational research hospital and a state hospital were included in the survey. The researchers gathered data by creating an information form that could be scored between 0 and 100 points and correlated with the increase in score and the level of knowledge.
Results: The mean age of the nurses was 33.19±8.18. The total score of the CPR information form was calculated as 78.25±11.32 (min-max: 50-100) and the nurses’ knowledge was found to be moderate. The difference between the score obtained from the CPR information form, and gender, the previous education attendance status, and the unit worked was not statistically significant (p>0.05).Although there was no significant difference in terms of the unit worked, it was determined that the scores of the nurses in the emergency and intensive care units were lower than those of the other services. Knowledge scores of experienced nurses were higher than those of less experienced ones (p<0.05).
Conclusion: It was thought that the knowledge level of the nurses was moderate in terms of providing basic life support, in other words heart and lung resuscitation, and it was necessary to repeat this information regularly.

4.
Akut Koroner Sendromlu Hastalarda Pedigri Analizi ile Risk Faktörleri Yaşam Kalitesi ve Hastalık İlişkisi
Relationship Among Pedigree Analysis Quality of Life Risk Factors and Disease in Patients with Acute Coronary Syndrome
Sibel Sevinç, Haluk Akın, Özge Uzun
doi: 10.5543/khd.2018.02418  Sayfalar 13 - 19
Amaç: Bu çalışmada, akut koroner sendrom (AKS) ‘lu hastalarda pedigri analizi ile risk faktörleri yaşam kalitesi ve hastalık ilişkisinin incelenmesi amaçlandı.
Yöntemler: Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışma 09 Aralık 2013-11 Ağustos 2014 tarihleri arasında bir Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde yürütüldü. Çalışmada örnekleme yöntemine gidilmemiş olup, belirtilen tarihler arasında belirtilen hastanenin Kardiyoloji servisinde tedavi gören, araştırmaya katılmayı kabul eden ve araştırma kriterlerine uygun olan AKS tanısı almış 65 hasta çalışma kapsamına alındı. Demografik veriler sayısal ve yüzdelik oranlarla ifade edildi. Karşılaştırmalı analizlerde ki-kare ve kruskal Wallis testleri kullanıldı. Sonuçlar p<0.05 düzeyinde, %95 güven aralığında değerlendirildi.
Bulgular: Çalışmada Pedigri analiziyle risk faktörleri, hastalık şiddeti arasında fark saptanmadı, yaşam kalitesi alt boyutlarından sosyal fonksiyon alt boyutu ile pedigri analizi arasında fark saptandı, diğer boyutlar arasında fark saptanmadı. Hastaların pedigri analiziyle yaşam kalitesi arasındaki Kruskal Wallis testinde, genel sağlık (KW=3.057, p=0.383), emosyonel rol güçlüğü (KW=1.410, p=0.703), mental sağlık (KW=2.223, p=0.527), fiziksel fonksiyon (KW=1.092, p=0.779) fiziksel rol güçlüğü (KW=2.630, p=0.452), ağrı (KW=0.324, p=0.955), enerji (KW=1.501, p=0.682) alt boyutlarında anlamlı fark saptanmadı, sosyal fonksiyon (KW=8.682, p=0.034) alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı/önemli bir fark saptandı.
Sonuç: Bu çalışma ile pedigri analizinin klinikte kullanılabilirliği kanıtlandı, çalışmanın daha büyük örneklemlerle tekrarlı şekilde yapılması önerildi.
Objective: In this study, it was aimed to investigate the relationship among pedigree analysis, risk factors, quality of life and illness in patients with acute coronary syndrome (ACS).
Methods: This descriptive study was conducted in the Department of Cardiology of a Research and Practice Hospital between December 09, 2013 and August 11, 2014. Sampling method was not used in the study. The participant of the study consisted of 65 patients who were diagnosed with ACS who were treated at the cardiology department of the indicated hospital between the dates specified, who agreed with the research criteria and agreed to participate in the study. Demographic data were expressed in numerical and percentage ratios. In the comparative analyzes, chi-square and kruskal Wallis tests were used. The results were evaluated as p<0.05 significance in 95% confidence interval.
Results: In the study, there was no significant relationship between risk factors, severity of illness and pedigree analysis. There was a significant relationship between the social function subscale and pedigree analysis from the quality of life subscales and no significant relationship was found between the other dimensions.
Conclusion: In this study, the clinical usability of pedigree analysis has been demonstrated, it was suggested that the study be repeated with larger samples.

TRA-T2899
5.
Kan Basıncı Kontrolünü Sağlamada Kısa Mesaj Servisi (SMS) Kullanımı: Literatür Taraması
Use of Short Messaging Service (SMS) for Blood Pressure: A Literature Review
Duygu Kes
doi: 10.5543/khd.2018.83997  Sayfalar 20 - 28
Bu derleme hipertansif hastaların kan basıncı kontrolünü sağlamada SMS kullanımı, özellikleri ve SMS kullanımının etkinliğini belirlemek amacıyla yapıldı. Gazi Üniversitesi Kütüphanesi elektronik veri tabanları üzerinden Medline, Google Akademi Ebscohost, Pubmed taraması ile 2007-2017 yılları arasında yayınlanmış 8 uluslararası makaleye ulaşıldı. Literatür taramasında “kan basıncı kontrolü, hipertansiyon ve kan basıncı kontrolü, hipertansiyon, kısa mesaj servisi, hipertansiyon ve kısa mesaj servisi’’ anahtar kelimeleri kullanıldı. SMS kullanımının kan basıncı kontrolünü sağlamada en etkili olduğu çalışmalar SMS aracılığı ile hastalarla çift yönlü iletişim kurulan ve hastaya özgü bireyselleştirilmiş eğitim içerikli SMS’lerin kullanıldığı çalışmalardır.
This review was conducted to determine the use, characteristics, and efficacy of SMS in hypertensive patients with blood pressure monitoring. We have reached the 8 international articles which were published from 2007-2017 on Gazi University library electronic data base. Inclusion criteria for Publications had to, describe either a quasi-experimental or randomized controlled trial, target an adult population (≥18 years old), evaluate BP as outcome measures) use SMS as an intervention component. The review was used in key words: ‘blood pressure control, hypertension and blood pressure control, text message, short message service, hypertension and short message service‘. Studies in which the use of SMS is most effective in providing blood pressure control is the study in which SMS with individualized training specific to the patient is used to communicate bi-directionally with patients via SMS.

6.
Kalp Kapak Protezleri Sonrası Antikoagülan Tedaviye Uyum
Anticoagulant Treatment Compliance After Heart Valve Prosthesis
Eda Ayten Kankaya, Özlem Bilik
doi: 10.5543/khd.2018.19870  Sayfalar 29 - 34
Kalp kapak hastalıkları oldukça yaygın görülen sağlık sorunlarından biridir. İleri derece kapak hastalıklarında cerrahi tedavi ön plana çıkmaktadır. Kalp kapak ameliyatları sonrasında hasta hem ameliyat hem de antikoagülan ilaç nedeniyle uyum sağlamak durumundadır. Cerrahi yara, sternotomi, kardiyak rehabilitasyonun yanında antikoagülan tedavinin başlanması, sürdürülmesi ve komplikasyonların önlenmesinde uyum oldukça önemlidir. Beklenen yaşam süresinin artması ve mekanik protez takılma sınırının 60 yaşa kadar uzatılması, ömür boyu antikoagülan kullanan hasta sayısının artacağını düşündürmektedir. Bu nedenle hemşireler giderek daha yaşlı bir hasta grubunda antikoagülan tedaviye uyumu arttırma sorumluluğu taşımaktadır.
Ülkemizde kalp kapak protezleri ameliyatları sonrasında antikoagülasyonu sağlamak için K vitamini antagonisti olarak varfarin kullanılmaktadır. Varfarin kullanımına yönelik bir eğitim programı ve terapotik doza ulaşmada hastalar için uygulanan belirli bir protokol bulunmamaktadır. Bu durum hasta uyumunu zorlaştıran bir unsurdur. İlacın kullanımı, beslenme, ilaç etkileşimleri, yan etkiler ve izlemler antikoagülan tedaviye uyumda anahtar noktalardır. Hastanın antikoagülan tedaviye uyum sağlaması için hemşire bu konularda hastayı desteklemelidir. Ameliyat sürecinin getirdiği komplikasyonlar yanında ilaç uyumsuzluğu yaşayan hastalar tromboemboli ya da kanama gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kişiye özgü alışkanlıkların değerlendirildiği, ilaç dozu ile sınırlı kalmayıp kişinin uyumsuzluğuna neden olan etmenlerin incelendiği danışmanlık sisteminin sağlanması ve sürdürülmesi öncelikli konulardan biridir.
Heart valve diseases are one of the common health problems. Surgical treatment for advanced valve diseases is the foreground. After cardiac valve surgery, the patients have to adjust for both surgery and anticoagulant medication. In addition to surgical wound, sternotomy, cardiac rehabilitation, anticoagulation therapy is very important to start, maintain and prevent complications. Increasing life expectancy and of the use of mechanical prosthesis implantation to 60 years of age suggests that the number of patients using lifetime anticoagulants will increase. For this reason, nurses have a responsibility to increase anticoagulation treatment compliance in an increasingly older patient group.
Warfarin is used in Turkey to provide anticoagulation after heart valve prosthesis surgeries. There is no education program for warfarin use and no specific protocol for patients receiving therapeutic range. This situation is a factor that complicates the patients’ compliance. Drug use, nutrition, drug interactions, side effects and monitoring are key points in anticoagulant treatment compliance. The nurse should support the patient in these subjects in order to the patient to adjust the anticoagulant treatment. In addition to the complications of the surgical procedure, patients who are experiencing drug incompatibility face life-threatening complications such as thromboembolism or hemorrhage. Providing and maintaining a counseling system that evaluates the habits unique to the person and examines the factors that cause the incompatibility is one of the priority issues.

JTGGA-9860
7.
Derin Ven Trombozu Olan Hastanın Gordon’ un Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Modeline Göre Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
Nursing Care of Patients with Deep Vein Thrombosis According to Gordon's Functional Health Patterns Model: Case Report
Gülçin Şahin, Elif Akyüz
doi: 10.5543/khd.2018.20082  Sayfalar 35 - 40
Derin ven trombozu (DVT) morbidite ve mortalite oranı yüksek, pulmoner emboli gibi ciddi sorunlara sebep olabilen önemli bir sağlık sorunudur. Hamilelik sürecinde ve sonrasında da gelişebilen DVT özellikle postnatal dönemde anne ölümlerine sebep olabilmektedir. DVT’nun risk faktörleri çok çeşitli olmakla birlikte sıklıkla alt ekstremitelerde görülmektedir. Gordon’un Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Modeli, bireylerin gereksinimlerini 11 fonksiyonel alanda ele alarak bireylere kapsamlı bakım verilmesini ve bütüncül olarak değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu olgu sunumunda DVT olan hastanın Gordon’un Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Modeli’ne göre hemşirelik bakımı yer almaktadır. Veriler, hasta ile birebir görüşme yöntemi ile toplandı, modele göre bakımı planlandı, uygulandı ve değerlendirildi.
Deep vein thrombosis (DVT) which have high morbidity and mortality rate is an important health condition that can cause serious problems such as pulmonary embolism. DVT, which can occur during or after pregnancy, can cause maternal mortality especially during the postnatal period. DVT is often seen in the lower extremities as well as having a wide range of risk factors. Gordon's Functional Health Patterns provides comprehensive care and holistic assessment of individuals by evaluating the needs of individuals in 11 functional areas. This case report includes nursing care of a patient with DVT according to Gordon's Functional Health Patterns. Data were collected by face-to-face interviewing with the patient, and care was planned, applied and evaluated according to the model.

8.
Mitral Stenozlu KOAH Hastasında Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
The Nursing Care to COPD Patient with/who had Mitral Stenosis: Case Report
Sevda Efil
doi: 10.5543/khd.2018.53825  Sayfalar 41 - 49
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), solunum yollarında daralma ve hava akımı kısıtlanması ile karakterize, önlenebilir ve iyileştirilebilir bir hastalık olarak tanımlanır. Tüm dünyada önemli bir kronik morbidite ve mortalite nedeni olan KOAH, ciddi bir iş görmezlik ve ekonomik yüke yol açması nedeni ile önemli bir halk sağlığı sorununu oluşturmaktadır. KOAH’da komorbiditeler sık görülür ve bunların prognoz üzerinde önemli etkileri olabilir. Komorbiditeler, semptomları, yaşam kalitesini, komplikasyonları, hastalığın yönetimini, ekonomik yükünü ve mortalitesini etkilemektedir. KOAH'lı hastalara yönelik hemşirelik bakımı, semptomları iyileştirme, komplikasyonları önlemek için tedavi rejiminin uygulanması ve yaşam kalitesinin arttırılmasıdır. Hemşirelik bakımının etkinliğini arttırabilmek amacıyla holistik yaklaşımla hastanın değerlendirilmesi ve hasta bakımının sürekliliği önemlidir. Altmış dokuz yaşında erkek hasta son bir aydır çarpıntı, nefes darlığı şikayetinin artması nedeni ile bir devlet hastanesi acil servisine başvurdu. Akciğer sesleri kaba ekspiryum ve uzun oskülte edildi. KOAH alevlenmesi, pnömoni, hızlı ventrikül yanıtlı atrial fibrilasyonu olan hastaya yapılan farmokolojik tedaviye rağmen çarpıntı şikayetinin geçmemesi, nefes darlığının artması üzerine acil EKO’su istendi. Acil EKO’sunda mitral stenoz saptanan hasta ileri tetkik ve tedavi için kardiyoloji servisine yatırıldı. Olgu Marjory Gordon’un Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Hemşirelik Bakım Modeli ile değerlendirilerek, hemşirelik girişimleri uygulandı ve sonuçları değerlendirildi.
Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) is defined as a preventable and curable disease, which is characterised by narrowed airways and airflow limitation. COPD, which is a major cause of chronic morbidity and mortality all over the world, constitutes a significant public health problem with the cause of serious job dismissal and economic burden. COPD often coexists with other diseases that have may a significant impact on prognosis. Comorbidities could impact on symptomology, quality of life, the complications, the management, economic burden and the mortality of the disease. Nursing care for COPD patients is to relieve symptoms, improve treatment regimen, and improve quality of life to prevent complications. In order to increase the effectiveness of nursing care, the evaluation of the patient with the holistic approach and the continuity of patient care are important. A 69-year-old male patient with increasing complaints of palpitation and shortness of breath of one month duration contacted the emergency service of a state-run hospital. Lung sounds were considered harsh and prolonged in expiration. He was COPD exacerbation, pneumonia, AF with rapid ventricular response despite pharmacological treatments, emergency echocardiography was required for the patient due to increasing shortness of breath and continuous palpitation. The patient was diagnosed with mitral stenosis as a result of emergency echocardiography and admitted to the cardiology service for further evaluation and treatment. The case was evaluated with Marjory Gordon's Functional Health Patterns Nursing Care Model and nursing interventions were applied and the results were evaluated.



 
 
Copyright © 2016 Türk Kardiyoloji Derneği

LookUs & Online Makale