E-ISSN 2149-4975
Kardiyovasküler Hemşirelik Dergisi - Turk J Card Nur: 17 (43)
Cilt: 17  Sayı: 43 - Ağustos 2026
ARAŞTIRMA
1. 
İklim Değişikliği ve Kardiyovasküler Hastalıklar Üzerine Bilimsel Yayınların Bibliyometrik ve Görselleştirme Analizi
The Frequency of Climate Change and Its Impact on Cardiovascular Disease: Bibliometric and Visualization Analysis of Hotspots and Global Trends
Duygu Akbaş Uysal, Caner Çıkrık, Fisun Şenuzun Aykar
doi: 10.5543/khd.2026.76993  Sayfalar 63 - 71
Makale Özeti |Tam Metin PDF

2. 
Son Sınıf Hemşirelik Öğrencilerinde Temel Elektrokardiyografi Eğitiminin Bilgi Düzeyine Etkisi: Yarı Deneysel Çalışma
The Effect of Basic Electrocardiography Training on the Knowledge Levels of Final-Year Nursing Students: A Quasi-Experimental Study
Burcu Nal, Necibe Dağcan Şahin, Mehmet Ali Astarcıoğlu
doi: 10.5543/khd.2026.52386  Sayfalar 72 - 78
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik son sınıf öğrencilerine verilen temel elektrokardiyografi (EKG) eğitiminin bilgi düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı.
Yöntem: Tek grup ön test-son test ve altıncı ay izlem ölçümü olmak üzere yarı deneysel desende yürütülen çalışmaya, Türkiye’nin batısında yer alan bir üniversitenin hemşirelik bölümünde öğrenim gören 92 son sınıf öğrenci dahil edildi. Araştırma kapsamında öğrencilere toplam sekiz saatlik temel EKG eğitimi verildi ve eğitim sürecinde anlatım, soru-cevap ve uygulama gibi aktif öğretim yöntemleri kullanıldı. Veriler, “Tanıtıcı Özellikler Formu” ve “Temel EKG Bilgi Formu” aracılığıyla toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile sayı ve yüzde dağılımları kullanıldı. Araştırmanın raporlanmasında STROBE kontrol listesi esas alındı.
Bulgular: Eğitim sonrası yapılan değerlendirmelerde, öğrencilerin EKG bilgi düzeylerinde ön teste göre belirgin bir artış olduğu saptandı. P-Q-R-S-T dalgalarının sıralanışı, RR aralığının tanımlanması, elektrot yerleşimi, ritim değerlendirmesi ve bazı ritim bozukluklarının tanınmasına ilişkin doğru yanıt oranlarının eğitimden sonraki birinci ayda anlamlı düzeyde arttığı, altıncı ay değerlendirmesinde ise birçok başlıkta bu artışın büyük ölçüde korunduğu görüldü. Bununla birlikte bazı konularda altıncı ayda kısmi bilgi kaybı olduğu belirlendi.
Sonuç: Temel EKG eğitiminin, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin EKG’ye ilişkin bilgi düzeylerini artırmada etkili olduğu belirlendi. Eğitim sonrasında elde edilen kazanımların büyük ölçüde korunmakla birlikte, bilginin sürekliliği açısından periyodik tekrar eğitimlerinin planlanması önerilmektedir. Çalışma sonuçlarının, hemşirelik eğitim programlarında temel EKG eğitimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

3. 
Yetişkinlerin Kardiyovasküler Hastalık Risk Faktörlerine Yönelik Bilgi Düzeylerinin Riskli Sağlık Davranışları ve Biyofizyolojik Ölçümlerle İlişkisi
Relationship Between Adults’ Knowledge Levels of Cardiovascular Disease Risk Factors, Risky Health Behaviors, and Biophysiological Measurements
Nurbanu Odacı, Belgin Nalçacı, Feyza Kocakurt
doi: 10.5543/khd.2026.34466  Sayfalar 79 - 87
Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde önemli mortalite ve morbidite nedenleri arasında yer almaktadır. Bu tanımlayıcı çalışma, yetişkinlerin kardiyovasküler hastalık risk faktörlerine ilişkin bilgi düzeyleri ile riskli sağlık davranışları ve bazı biyofizyolojik ölçümler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Araştırma, beş aile sağlığı merkezine kayıtlı yetişkinlerle yürütüldü (n=487). Veriler, “Anket Formu” ve “Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi Ölçeği” kullanılarak toplandı; ayrıca biyofizyolojik ölçümler yapıldı. Çalışmada kadın ve erkek sayısını eşitlemek amacıyla minimum örneklem büyüklüğü dikkate alınarak rastgele ikincil bir veri seti oluşturuldu ve ilişkisel analizler bu ikincil veri seti üzerinden gerçekleştirildi (n=120).
Bulgular: Birinci veri setine göre (n=487), katılımcıların %91’i kadın olup %41,7’sinin kronik hastalığı vardı. Katılımcıların %20,1’inin sigara kullandığı, %39,4’ünün günde bir tepeleme çay kaşığından fazla tuz tükettiği, %34,1’inin günde beş porsiyondan az meyve ve sebze tükettiği, %48,3’ünün sık sık stresli hissettiği, %45,7’sinin haftada 150 dakikadan az fiziksel aktivite yaptığı, %32,4’ünün fazla kilolu ve %41,5’inin obez olduğu saptandı. İkinci veri setiyle yapılan değerlendirmede (n=120), kardiyovasküler hastalık risk faktörlerine ilişkin bilgi düzeyinin sistolik kan basıncına ve kolon taraması yaptırma durumuna göre farklılık gösterdiği belirlendi.
Sonuç: Katılımcılarda riskli sağlık davranışlarının ve obezite prevalansının yüksek olduğu gözlemlendi. Bu nedenle, bölgede sağlıklı yaşam davranışlarını teşvik edecek girişimlere ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

4. 
COVID-19 Pandemisi Sırasında Kardiyak Cihaz İmplante Edilmiş Hastaların Fiziksel Aktivite Düzeylerinin Belirlenmesi
Determination of Physical Activity Levels in Patients with Implanted Cardiac Devices During the COVID-19 Pandemic
Meryem Feyza Yıldırım, Dilek Sezgin, Hatice Mert, Oğuzhan Ekrem Turan, Emin Evren Özcan
doi: 10.5543/khd.2026.72677  Sayfalar 88 - 92
Amaç: COVID-19 pandemisi sırasında sosyal izolasyon ve dünya genelindeki evde kalma çağrıları, implante edilebilir kardiyak cihazı olan hastalarda fiziksel aktivitenin kısıtlanmasına neden olmuş olabilir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisi sırasında kardiyak cihaz implante edilmiş hastaların fiziksel aktivite düzeylerini belirlemektir.
Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı tiptedir. Veriler, bir üniversite hastanesinde takip edilen 77 hastanın ivmeölçer kayıtlarından elde edilmiştir.
Bulgular: Hastaların COVID-19 pandemisi öncesi ve sırasındaki ortalama fiziksel aktivite süreleri arasında anlamlı bir fark saptanmıştır (sırasıyla 2,90±1,25 ve 2,68±1,37 saat/gün; p=,007). Yaşlı hastalarda, erkek hastalarda, implante edilebilir kardiyak cihaz şoku aldığını bildiren hastalarda ve implante edilebilir kardiyak cihazı olanlarda fiziksel aktivitede daha fazla azalma görülmüştür.
Sonuç: Özellikle pandemi koşulları gibi fiziksel aktivitenin çeşitli faktörlerle kısıtlandığı durumlarda, hastaların evde takiplerinin sürekliliğini sağlamak için girişimler planlanmalıdır. İmplante edilebilir kardiyak cihazı olan hastaların fiziksel aktivite düzeylerini artırmaya yönelik girişimler de planlanmalıdır. İmplante edilebilir kardiyak cihazı olan hastaların uzaktan izlem sistemleri aracılığıyla aktivitelere teşvik edilmesi yararlı olabilir.

5. 
Hipertansiyonun Ailesel Etkisi: Risk Altındaki Bireylerin Kendilerini Koruma Tutumları
Familial Impact of Hypertension: Self-Protection Attitudes of Individuals at Risk
Nilay Bektaş Akpınar, Ulviye Özcan Yüce
doi: 10.5543/khd.2026.83435  Sayfalar 93 - 98
Amaç: Bu araştırma, birinci derece yakınlarında hipertansiyon olan bireylerin kendilerini koruma tutumlarını değerlendirmek amacıyla yapıldı.
Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırma, 11 Haziran 2024–11 Eylül 2024 tarihleri arasında sosyal medya aracılığıyla kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak yapıldı. Araştırmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu” ve “Hipertansiyondan Korunma Tutumları Ölçeği (HKTÖ)” kullanılarak toplandı.
Bulgular: Araştırmaya katılan 161 bireyin 99’unun (%61,5) kadın, 94’ünün (%58,4) üniversite mezunu olduğu ve gelirinin giderine denk olduğu, 114’ünün (%70,8) hiç sigara içmediği, 96’sının (%59,6) anne/babasında hipertansiyon olduğu belirlendi. Kadın bireylerin, eğitim düzeyi yüksek olanların, yakınına hipertansiyon tanısı 6 aydan daha kısa süre önce konulanlar ile 7 ay–5 yıl önce konulanların, hipertansiyon tanısı için kan basıncı değerini doğru bilenlerin, yakınlarında hipertansiyona bağlı kardiyovasküler komplikasyon gelişenlerin ve anne ya da babasında hipertansiyon olanların HKTÖ puan ortalamaları daha yüksek bulundu ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı (P < 0,05).
Sonuç: Birinci derece yakınlarında hipertansiyon olan bireylerin kendilerini hipertansiyondan koruma tutumlarının iyi düzeyde olduğu belirlendi.

6. 
Kalp Yetersizliğinde Kardiyak Fonksiyonu İyileştirmeye Yönelik Hemşire Rehberliğinde Tamamlayıcı Egzersiz: Tai-Heart RCT Bulguları
Nurse-Guided Complementary Exercise to Improve Cardiac Function in Heart Failure: Findings from the Tai-Heart RCT
Şeyma Demir Erbaş, Yasemin Yıldırım Usta, Emrah Erdal, Yılmaz Güneş
doi: 10.5543/khd.2026.86548  Sayfalar 99 - 106
Amaç: Bu çalışma, Tai-Heart randomize kontrollü çalışmasının bir parçası olarak, hemşire rehberliğinde uygulanan Tai Chi egzersiz programının kalp yetersizliği (KY) hastalarında kardiyak fonksiyon ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır.
Yöntem: Bu randomize kontrollü çalışmaya 46 KY hastası dahil edilmiş ve hastalar müdahale ve kontrol gruplarına rastgele atanmıştır. Müdahale, 12 haftalık Yang tarzı Tai Chi programından oluşmaktadır. Birincil sonuç ölçütleri sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) ve NT-proBNP düzeyleri; ikincil sonuç ölçütleri ise altı dakikalık yürüme mesafesi (6MWD) ve yaşam kalitesidir. Veriler, başlangıç değerlerine göre düzeltme için ANCOVA kullanılarak ve intention-to-treat analiz ilkesine göre değerlendirilmiştir.
Bulgular: On iki hafta sonunda, müdahale grubu kontrol grubuna kıyasla anlamlı iyileşmeler göstermiştir. NT-proBNP düzeyleri azalmış (MD: -4.38; %95 GA: -5.80 ila -2.97; p=.008), LVEF artmış (MD: 4.09; %95 GA: 3.22 ila 4.97; p<.001) ve 6MWD iyileşmiştir (MD: 38.58; %95 GA: 32.78 ila 44.38; p<.001). Gruplar arasında yaşam kalitesi puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir (MD: -5.94; %95 GA: -8.68 ila -3.20; p=.064).
Sonuç: Düşük yoğunluklu ve erişilebilir bir egzersiz olan Tai Chi, kalp yetersizliği hemşireliğinde uygulanabilir bir halk sağlığı yaklaşımı olarak değerlendirilebilir.

7. 
Hipertansiyon Bilgisinde Üç Farklı Yapay Zeka Destekli Sohbet Robotu Yanıtlarının Etkinliği: Bilgi Kalitesi, Okunabilirlik ve Güvenilirlik Değerlendirmesi
Effectiveness of Three Different Artificial Intelligence-Supported Chatbot Responses in Hypertension Information: An Assessment of Information Quality, Readability, and Reliability
Dilek Urtekin
doi: 10.5543/khd.2026.36744  Sayfalar 107 - 113
Amaç: Bu araştırma, üç farklı yapay zekâ destekli sohbet robotunun (ChatGPT, Gemini 3 ve Microsoft Copilot) Hipertansiyon Bilgi Düzey Ölçeği (HİB-DÖ) maddelerine verdikleri yanıtların bilgi kalitesi, güvenilirlik ve okunabilirlik açısından değerlendirilmesi amacıyla gözlemsel ve kesitsel bir araştırma olarak gerçekleştirildi.
Yöntem: Araştırmada, 15.01.2026 tarihinde Hipertansiyon Bilgi Düzey Ölçeği’nin (HİB-DÖ) her bir maddesi üç farklı yapay zekâ destekli sohbet robotuna girilerek yanıt vermesi istendi. Her ölçek maddesine verilen yanıtlar, iç hastalıkları hemşireliği alanında uzman hemşireler ve akademisyenlerden oluşan 11 uzmanın görüşüne sunuldu. Uzmanlardan, yapay zekâ destekli sohbet robotları tarafından verilen yanıtları Ensuring Quality Information for Patients (EQIP) ve DISCERN Uzman Görüşleri Değerlendirme Formu ile değerlendirmeleri istendi. Ayrıca, her ölçek maddesine verilen yanıtlar Average Reading Level Consensus (ARLC) hesaplayıcısı kullanılarak okuma güçlüğü açısından değerlendirildi.
Bulgular: EQIP puanları açısından üç sohbet robotu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p=0,040). En yüksek kalite puanının Gemini 3’e ait olduğu bulunurken (55,00±13,23), en düşük yazılı kalite puanı Microsoft Copilot’ta görüldü (42,13±18,41). DISCERN puanları bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı fark bulundu (p<0,001). ChatGPT, bilgi güvenilirliği açısından en yüksek ortalamaya sahipti (57,42±8,19). ARLC okunabilirlik düzeyi açısından üç sohbet robotunun yanıtları benzer düzeydeydi ve genel olarak zor okunur nitelikteydi.
Sonuç: Yapay zekâ destekli sohbet robotlarının hipertansiyon gibi kronik hastalıklarda hasta eğitimini destekleyebilecek önemli bir potansiyele sahip olduğu, ancak içeriklerin doğruluğu, güvenilirliği ve okunabilirliği açısından hemşirelik uygulamalarında tek başına yeterli olmadığı görülmektedir. Bu nedenle, bu teknolojilerin hemşire rehberliği ve denetimi altında kullanılması, ayrıca etkinliğini ve hasta sonuçlarını değerlendiren çok merkezli deneysel çalışmalarla desteklenmesi önerilir.

DERLEME
8. 
Afet Kardiyolojisi ve Hemşirelik
Disaster Cardiology and Nursing
Burak Genç, Serap Özer
doi: 10.5543/khd.2026.70298  Sayfalar 114 - 121
Dünyanın birçok yerinde çok sayıda afet meydana gelmektedir. Bu afetler hem ulusal hem de uluslararası düzeyde olumsuz etkiler oluşturarak bireyler üzerinde istenmeyen sonuçlara sebep olmaktadır. Herhangi bir doğal afete maruz kalan bir toplumda afet sırasında ve sonrasında birçok önemli ve istenmeyen sonuçlar meydana gelmektedir. Afetzedeler ailesel ve ekonomik kayıplarından dolayı ileri düzeyde fiziksel ve duygusal stres altındadır. Travma sonrası görülen stresin ortaya çıkardığı tepki uzun vadede bireylerde çeşitli fizyopatolojik süreçleri tetiklemektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar ve epidemiyolojik araştırmalar ile doğal afetlerin akut ve kronik kardiyovasküler hastalıkları tetiklediği kanıtlandı. Birçok çalışma, afet sonrası oluşan stresin homeostazisi bozmasıyla kan basıncını artırdığını, günlük kan basıncı değişimlerinde bozulmalara neden olduğunu, kan viskozitesini ve katekolaminlerin düzeyini artırdığını ve trombositlerin aktivasyonunu hızlandırdığını, böylelikle kısa ve uzun vadede çeşitli kardiyovasküler hastalıkların görülme oranlarının arttığını gösterdi. Afetin hemen ardındaki akut evrede sağlık profesyonelleri olarak hemşireler akut sağlık durumlarının ve özellikle kardiyovasküler hastalıkların gelişmesini önlemek adına mevcut olan en iyi kaynakları uygun sağlık hizmetleri ile entegre ederek koordineli bir biçimde uygulamalıdır. Doğal afetlerin türü veya büyüklüğü dikkate alınmaksızın kardiyovasküler olayların önlenmesi adına gerekli ve uygun müdahalelerin yerine getirilmesi öncelikli olmalıdır. Böylelikle afetler sonrası toplumun morbidite ve mortalite oranları önemli ölçüde azalacaktır. Bu konu üzerine daha fazla çalışmanın yürütülmesi, afet hemşireliğinin yaygınlaştırılması ve yeteri kadar farkındalığın oluşturulması için çalışmalar yapılması, çalışma bulgularının gerekli kurum ve kuruluşlar ile paylaşılması gerekmektedir. Bu derlemede; doğal afetler ve kardiyovasküler sistem üzerine etkilerinden bahsedilerek, afet kardiyolojisi kavramı, afetlerin kardiyovasküler sistem üzerindeki fizyolojisi ve etkisi, afetlerin kardiyovasküler olaylarla ilişkisi ile hemşirenin bu noktadaki rolleri açıklandı.

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Kardiyovasküler Hemşirelik Dergisi