E-ISSN 2149-4975 Anasayfa   |  İletişim    |  EN
 
Cilt : 7 Sayı : 13 Yıl : 2019
Son Sayı Erken Baskı Arşiv Popüler Makaleler

   
Hızlı Arama





 
Turk J Card Nur: 7 (13)
Cilt: 7  Sayı: 13 - Ağustos 2016
Özetleri Gizle | << Geri
EDITÖRDEN
1.
Editörden
Editorial

Sayfa 66
Makale Özeti | Tam Metin PDF

DERLEME
2.
Sağ Taraf ve Posteriyor Elektrokardiyografi: Neden? Nasıl?
Right-Sided and Posterior Electrocardiograms: Why? How?
Sibel Sevinç
doi: 10.5543/khd.2016.26349  Sayfalar 67 - 74
Elektrokardiyografi (EKG) klinikte miyokard iskemisi ve infarktüs teşhisi için tek ve en önemli başlangıç tetkiki olarak kabul edilir. Özellikle acil serviste EKG nin doğru yorumlanması, genellikle acil tedavi edici girişimlerin temeli ve / veya sonraki tanı testlerini yönlendiricidir. Akut iskemi ve infarktüsle birlikte meydana gelen EKG değişiklikleri; T dalgası sivrileşmesi, hiperakut T-dalgası olarak adlandırılır, ST-segment yükselmesi ve / veya depresyonu, QRS kompleksi değişiklikleri ve ters T dalgalarıdır. Dahası sağ ventrikül ve posteriyor duvar ST segment yükselmeli miyokard infarktüsünün tanılanmasında sağ taraf EKG ve pos-teriyor EKG gerekli olabilir. Sağlık çalışanları bu konularda bilgili olmalıdır. Bu makalenin amacı konu ile ilgili bilgi vermektir.
The ECG (Electrocardiograpy) is considered the single most important initial clinical test for diagnosing myo cardialis chemia and infarction. Its correct interpretation, particularly in the emergency department, is usually the basis for immediate therapeutic interventions and/or subsequent diagnostic tests. The ECG changes that occur in association with acute ischemia and infarction include peaking of the T waves, referred to as hyper acute T-wave changes, ST-segment eleva-tion and/or depression, changes in the QRS complex, and inverted T waves. Morover, Right-Sided and posterior ECGs may be useful in identifying STEMI of the right ventricle and/or posterior wall. The health workers should be informed on these issues. The purpose of this article is to provide information on the subject.

3.
Kalp Yetersizliği Bulunan Hastalarda Semptom Kontrolünde Egzersizin Önemi
Importance of Exercise in Controlling Symptoms in Patients With Heart Failure
Gül Kaya, Seyhan Çıtlık Sarıtaş
doi: 10.5543/khd.2016.41736  Sayfalar 75 - 87
Kalp yetersizliği dünyada görülme sıklığı giderek artan ve kötü prognoza sebep olan önemli bir sağlık sorunudur. Kalp yetersizliği dispne, yorgunluk ve egzersiz intoleransı ile karakterizedir. Hastalığın etkili yönetiminde semptom kontrolü önemli yer tutmaktadır. Hastalara özel planlanmış egzersiz programının semptom kontrolünü olumlu etkilediği bilinmektedir. Egzersiz semptomlarda iyileşme sağlamaktadır. Bu yazının amacı egzersizin, kalp yetersizliği hastalarında semptom kontrolündeki önemini vurgulamaktır.
Heart failure is a major health problem with increasing incidence that leads to poor prognosis. It is characterised by dyspnea, fatigue and exercise intolerance. Symptom control is important for effective management of the disease. Special exercise program for patients is known to have positive impacts on the symptom control. Exercise program improves symptoms. This paper aims to emphasize the importance of exercise in controlling symptoms in patients with heart failure.

ARAŞTIRMA
4.
Kalp Yetersizliği Olan Yaşlı Hastalarda Psikososyal Uyum ve Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Evaluation of The Correlation Between Quality of Life and Psychosocial Adaptation in Elderly Patients with Heart Failure
Birgül Vural Doğru, Ayfer Karadakovan
doi: 10.5543/khd.2016.02886  Sayfalar 88 - 104
GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırma, kalp yetersizliği olan yaşlı hastaların psikososyal uyum ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma örneklemini Şubat - Mayıs 2012 tarihleri arasında İzmir’deki bir üniversite hastanesinin kardiyoloji klinik ve polikliniğine kalp yetersizliği nedeniyle başvuran 97 yaşlı hasta oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları olarak; ‘Tanıtıcı Bilgi Formu’, ‘Hastalığa Psikososyal Uyum-Öz Bildirim (PAIS-SR) Ölçeği’ ve ‘Sol Ventrikül Disfonksiyonu (Left Ventricular Dysfonction –LVD-36) Ölçeği’ kullanıldı. Verilerin analizinde, kolerasyon, Mann Whitney U testi, Krus-kall Wallis Varyans analizi kullanıldı.
BULGULAR: Araştırma kapsamına alınan yaşlı hastaların PAIS - SR ölçeği toplam puan ortalaması 68.79 ± 12.79, LVD - 36 ölçeği puan ortalaması 65.27 ± 17.51 olarak belirlenmiş olup, psikososyal uyum ve alt boyutları ile yaşam kalitesi arasında anlamlı bir korelasyon bulundu (p < 0.05). Pisikososyal uyumda olumsuz yönde etkilenmenin en fazla aile çevresi, geniş aile ilişkileri ve psikolojik alanda olduğu bulundu. Erkek hastalarda cinsel ilişkiler alanının, gelir durumu kötü olan hastalarda sağlık bakımına uyum, aile çevresi ve geniş aile ilişkilerinin olumsuz etkilendiği (p<0.05), kalp yetersizliği sınıfı III olan hastaların sınıf II olanlara göre iş çevresi, aile çevresi, sosyal çevre, psikolojik alan ve toplam psikososyal uyumunun daha kötü olduğu (p<0.05), 65-74 yaş grubundaki hastalarda cinsel ilişkiler ve sosyal çevre alanların olumsuz etkilendiği bulundu (p<0.05). Ayrıca hastaların gelir durumuna, KY sınıfına ve günde kullanılan toplam ilaç sayısına göre yaşam kalitesinin daha düşük olduğu saptandı. (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Kalp yetersizliği hastalarında psikososyal uyumu, birçok faktörün etkilemesi nedeniyle hemşireler tarafından hastaların psikososyal uyumunun değerlendirilmesi ve bu sonuçlar doğrultusunda yaşam kalitesinin geliştirilmesi ve psikososyal uyumlarını arttıracak yaklaşımların planlanması önerilmektedir.
INTRODUCTION: The objective of this study was to evaluate the correlation between quality of life and psychosocial adaptation in elderly patients with heart failure.
METHODS: The subject group of the study consisted of 97 elderly patients, who applied to the cardiology clinic and outpatient clinic of a university hospital in Izmir due to heart failure between February 2012 and May 2012. “Introductory information form”, “Psychosocial Adjustment to Illness Scale-Self-Report (PAIS-SR)” and “Left Ventricular Dysfunction Questionnaire–LVD-36” were used as data collection tools. Data were analyzed with correlation, Mann-Whitney U test and Kruskal-Wallis Analysis of Variance.
RESULTS: In evaluated elderly patients, the average total scores were 68.79±12.79 for PAIS-VR and 65.27±17.51 for LVD-36 questionnaire. A significant correlation between the psychosocial adaptation and quality of life was observed (p<0.05). Regarding the psychosocial adaptation, negative adaptation was encountered mostly in the family circle, extended patients; adaptation to family relations and psychological field. It was found out that the sexual field in male patients; adaptation to healthcare, family circle and extended family relation in patients with poor income were negatively affected (p<0.05). Additionally, it was also determined that business circle, family circle, social circle, psychological field and total psychosocial adaptation of patients with heart failure class III were poorer compared to patients with heart failure class II (p<0.05). Another finding was that the sexual and social fields were adversely affected in patients with 65-74 years of age (p<0.05). Furthermore, a relative impairment of quality of life in patients regarding the income status, heart failure class and daily administered amount of medication was also observed (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: As several factors affect the psychosocial adaptation in patients with heart failure, we recommend the evaluation of the psychosocial adjustment of patients by the nurses and regarding the obtained results, the planning of appropriate approaches to improve quality of life and to increase the psychosocial adaptation care.

5.
Hipertansiyon Hastalarının İlaç Tedavisine Uyum Düzeyleri
The Compliance Level of Treatment of Hypertensive Patients
Adile Tümer, Media Subaşı Baybuğa, Feyza Dereli, Derya Demir Uysal
doi: 10.5543/khd.2016.58077  Sayfalar 105 - 113
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu tanımlayıcı araştırma, hipertansiyon has-talarının ilaç tedavisine uyum düzeyleri ve uyumu etkileyebilecek bireysel faktörleri incelemek amacıyla yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma, 11 Temmuz-17 Ağustos 2012 tarihleri arasında, Muğla Merkez 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi’nde 287 hipertansif birey üzerinde gerçekleştirildi. Veriler, Sosyo-Demografik Soru Formu ve İlaç Tedavisine Bağlılık/Uyum Öz-Etkililik Ölçeği ile top-landı.
BULGULAR: Katılımcıların yaş ortalamasının 59.45±11.50, % 54.4’ünün kadın, % 81.2’sinin evli, %54.7’sinin ilkokul mezunu ve %25.5’inin sigara içtiği belirlenmiştir. Hipertansiyon tedavisi görme süresi (yıl) ortalaması 8.49±6.12 olup, %48.1’inin hipertansiyon dışında kronik bir hastalığının olduğu saptanmıştır. İlaç Tedavisine Bağlılık/Uyum Öz-Etkililik Ölçeği Puan Ortalaması 64.67±9.59 olup, sigara içmeyen katılımcıların ölçek puan ortalaması sigara içenlere göre yüksek, fark ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırma sonucuna göre İlaç Tedavisine Bağlılık/Uyum Öz-Etkililik Ölçeği puan orta-lamasının yüksek olması, bireylerin hiper-tansiyon tedavisine uyumunun iyi düzeyde olduğunu göstermektedir.
INTRODUCTION: This descriptive study was carried out determination of medication adherence self-efficacy scale (MASES) in hypertensive patients and to assess affecting factors to patients.
METHODS: This study was conducted with 287 hyper-tansive patients between from July 11 to August 17, 2012, at primary health center in Muğla. The data was collected using socio-demographic questions form and medication adherence self-efficacy scale (MASES) in hypertensive patients.
RESULTS: The mean age of participants was 59.45±11.50, 54.4% female, 81.2% married, 54.7 Primary school, 25.5% have used cigarette, and the mean of duration of treatment 8.49±6.12, In addition 48.1% of sam-ple have chronic diseases. The mean score of participants related to medication adherence self-efficacy scale (MASES) were 64.67± 9,59. It was found that difference statistically significant not using cigarette with the mean score of medication adherence self-efficacy scale (MASES) of participants (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: According to the finding of the study mean score of medication adherence self-efficacy scale (MASES) of participants was high level.

6.
Kalp yetersizliği hastalarında sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve umutsuzluk arasındaki ilişki
The relationship between healthy life style behaviors and hopelessness in patients with heart failure
Gülsen Kılınç, Erman Yıldız, Funda Kavak
doi: 10.5543/khd.2016.96158  Sayfalar 114 - 126
GİRİŞ ve AMAÇ: Fiziksel hastalıklarda sıklıkla hastalarda eksik olarak görülen sağlıklı yaşam biçimi davranışları bireylerde umutsuzluğa neden olabilmektedir. Bu araştırma kalp yetersizliği hastalarında sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve umutsuzluk arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmanın evrenini Turgut Özal Tıp Merkezinde Kalp Yetersizliği tanısı ile tedavi gören hastalar oluşturdu. Araştırmanın örneklemini evrenden evreni belli örnekleme yöntemiyle bulunan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 251 hasta oluşturdu. Araştırmanın verileri Ekim 2015- Şubat 2016 tarihleri arasında toplandı. Verilerin toplanmasında 'Anket Formu', 'Beck Umutsuzluk Ölçeği', 'Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II' kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde ortalama, yüzdelik dağılımlar, varyans analizi, bağımsız gruplarda t-testi kullanıldı.
BULGULAR: Araştırmada hastaların BUÖ ölçek toplam puan ortalaması 9.57±2.46, SYBDÖ toplam puan ortalaması 130.43±24.73 olarak bu-lundu. Çalışmada BUÖ ve SYBDÖ ölçek toplam puan arasında negatif yönde ilişki saptandı. Araştırmada aktivite kısıtlanması ile BUÖ ve SYBDÖ toplam puan arasında istatistiksel olarak önemli fark tespit edildi (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırmanın sonucunda kalp yetersizliği hastalarında SYBDÖ ile BUÖ ölçek arasında negatif yönde ilişki bulundu. Hastaların sağlıklı yaşam biçimi davranışlarında eksiklik oluşu umutsuzluklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Umutsuzluk düzeyinin azalması fiziksel aktivite, manevi gelişim, kişilerarası ilişkiler ve stres yönetiminde bozulmaya yol açmaktadır.
INTRODUCTION: Healthy life style behaviors which is seen less frequently in physical illness cause hopelessness in patients. This study was conducted to determine the relationship between healthy life style behaviors and hopelessness in patient with heart failure.
METHODS: The patient with heart failure at the Turgut Ozal Medicine Center was the population of the research. 251 patients were formed the sample which determined by the sampling formula from universe and volunteer. Data of the study obtained between October 2015- February 2016. The patients were evaluated with Information Form, Beck’s Hopelessness Scale and Healthy Living Style Behaviors Scale II. Percentage, average, variance analysis and independent samples t-test were used in evaluation of data.
RESULTS: Total BHS score average of patients was 9.57±2.46 and total HLSB score was 130.43±24.73. It was determined negative side relationship between total BHS and HLSB scores. It was determined statistically significant difference between limitation of physical activity and BHS and HLSB total scores (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: At the end of the study, it was determined negative relationship between BHS and HLSBS. The lack of healthy life style behavior of patients effects hopelessness negatively. The reduction of the level of hopelessness leads to deterioration in physical activity, spiritual development, inter relationship and stress management.

OLGU SUNUMU
7.
Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu (TAVİ) Uygulanan Hastalarda Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
Nursing Care in Transcatheter Aortic Valve Implantation (TAVI) Patients: Case Report
Sevda Türen, Rahime Atakoğlu
doi: 10.5543/khd.2016.03521  Sayfalar 127 - 135
Transkateter aort kapak implantasyonu (TAVİ); semptomatik aort darlığı vakalarında açık kalp ameliyatı yapılmadan, kateter yöntemi kullanılarak kalbe biyoprotez aort kapak takılması işlemidir. TAVİ işlemi sonrası, hastanın dikkatli ve bütüncül bir yaklaşımla takip edilmesi işlemin başarısını arttırmaktadır. Bu da sistematik bir hemşirelik bakımı ile mümkün olabilir. Bu olgu sunumunda, TAVİ uygulanan hastanın hemşirelik bakımı Marjory Gordon’un fonksiyonel sağlık örüntüleri modeli doğrultusunda ele alınmıştır.
Transcatheter Aortic Valve Implantation (TAVI) is a bioprosthetic aortic valve insertion procedure using catheter method in patients with symptomatic severe aortic stenosis without open heart surgery. Careful patient monitoring and a holistic approach increases the procedural success after TAVI. This could be possible with a systematic nursing care. In this case report, nursing care of a patient who underwent TAVI procedure was assessed in accordance with the Marjory Gordon's functional health patterns.



 
 
Copyright © 2016 Türk Kardiyoloji Derneği

LookUs & Online Makale