EISSN 2149-4975
Turkish Journal of Cardiovascular Nursing - Turk J Card Nur: 14 (35)
Volume: 14  Issue: 35 - December 2023
RESEARCH ARTICLE
1.Awareness Levels of Cardiovascular Diseases Risk of Menopausal Women
Elif Keten Edis, Sümeyye Bal
doi: 10.5543/khd.2023.24085  Pages 109 - 116
Amaç: Bu çalışma, menopoz dönemindeki kadınların kardiyovasküler hastalık (KVH) riskine yönelik farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla yürütüldü.
Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tiptedir. Çalışmaya menopoz dönemindeki 253 kadın katıldı. Araştırma verileri tanımlayıcı bilgi formu ve Kardiyovasküler Hastalık Risk Farkındalığı Değerlendirme Ölçeği kullanılarak toplandı. Veriler SPSS programında analiz edildi.
Bulgular: Kadınların yaş ortalaması 55,79 ± 7,84 yıl idi. Katılımcıların %50,2’si ilkokul mezunuydu ve %87’si evliydi. Kadınların %75,9’u çalışmıyordu ve %54,5’inin geliri giderine eşitti. Katılımcıların %51’inin aile öyküsünde KVH vardı, %15,8’i sigara kullanıyordu, %65,2’si düzenli egzersiz yapmıyordu ve %54,5’i düzenli sağlık kontrolü yaptırmıyordu. Kadınların %59,7’sinin kronik bir hastalığı vardı ve %54,9’u düzenli ilaç kullanıyordu. Kadınların beden kitle indeksi (BKİ) ortalaması 29,84 ± 5,06 (21-46) kg/m2 olup %41,1’inin BKİ değeri 25-29,9 kg/m2 arasındaydı. Kadınların algılanan kalp krizi riski/inme riski puan ortalaması 17,86 ± 3,39, sağlıklı beslenme niyetleri puan ortalaması 12,87 ± 2,67, algılanan faydalar ve değişime yönelik niyetler puan ortalaması 5,56 ± 1,52 olarak bulundu. KVH risk farkındalığının BKİ, eğitim, çalışma durumu, gelir düzeyi, medeni durum, düzenli egzersiz yapma, düzenli sağlık kontrolü yaptırma, KVH’den korunmaya yönelik bilgi alma ve son bir yıl içinde lipit düzeyini ölçtürme durumuna göre farklılık gösterdiği tespit edildi (P < 0,05).
Sonuç: Kadınlarda KVH risk farkındalığının orta düzeyde olduğu belirlendi. Menopoz dönemindeki kadınların KVH risk farkındalıklarını artırmaya yönelik programlar planlanmalıdır. Ayrıca kadınlarda diyabet, sigara kullanımı ve obezite gibi KVH riskine katkıda bulunan faktörler taranmalıdır.
Objective: This study was conducted to determine the level of awareness of cardiovascular disease (CVD) risk in menopausal women.
Methods: The research is descriptive. The study included 253 menopausal women. Data were collected using the descriptive information form and Cardiovascular Disease Risk Awareness Assessment Questionnaire. Data were analyzed in SPSS.
Results: The mean age of the women was 55.79 ± 7.84. Of them, 50.2% were primary school graduates, 87% were married. Of women, 75.9% were unemployed, 54.5% their income was equal to expenses. Of the participants, 51% had a family history of CVD, 15.8% were smokers, 65.2% didn’t exercise regularly, 54.5% didn’t have regular health check-ups. Of women, 59.7% had a chronic disease, 54.9% were using regular medication. Women's mean Body Mass Index (BMI) was 29.84 ± 5.06 (21-46) kg/m2, 41.1% had BMI between 25-29.9 kg/m2. Women's perceived risk of heart attack/stroke mean score was 17.86 ± 3.39, healthy eating intention was 12.87 ± 2.67, and perceived benefits and intentions to change was 5.56 ± 1.52. It was found that the risk awareness of CVD differed according to BMI, education, employment status, income level, marital status, regular exercise, regular health check-ups, getting information about CVD prevention, and having lipid level measured in the last year (P < 0.05).
Conclusion: It was determined that the awareness of CVD risk in women was moderate. Programs to increase CVD awareness in menopausal women should be planned. In addition, factors that contribute to CVD risk, such as diabetes, smoking, and obesity should be screened.

2.Differences in Symptoms, Treatment, and Behavior Between Genders in Individuals with Acute Coronary Syndrome: A Cross-Sectional Study
Özlem Ceyhan, Songül Karadağ, Pınar Tekinsoy Kartın, Ali Doğan, Züleyha Kılıç
doi: 10.5543/khd.2023.85547  Pages 117 - 123
Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar arasında akut koroner sendrom ölümlere neden olan hastalıkları kapsayan önemli bir sorundur. Bu çalışma akut koroner sendrom ile başvuran bireylerde cinsiyete yönelik semptom,tedavi ve davranış farklılıklarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.

Yöntem: Araştırma karşılaştırmalı, kesitsel bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırma bir şehirde bulunan bölge hastanesi niteliğinde olan bir üniversite hastanesinin kardiyoloji yoğun bakım ünitesine akut koroner sendrom tanısı ile yatırılmış, şuuru açık/ oryante olan ve çalışmaya gönüllü olan 366 hasta ile 18 ayda tamamlandı. Veriler hastaların yoğun bakıma yatışlarından 24 saat sonrasında durumları stabil olduğunda hazırlanan anket soruları ile toplandı. Veri analizinde verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi uygulanarak incelenmiş ve sayı, yüzde, ki kare ve parametrik olmayan testler kullanılmıştır.

Bulgular: Araştırmada kadınların daha fazla komorbiditelerinin olduğu, asemptomatik belirti gösterdikleri ve Non STMI tanısı ile hastaneye kabul edildikleri, erkeklerde tedavi yöntemi olarak daha çok perkutan girişim ve anjio yapıldığı belirlenmiştir. Kadınların hastaneye geliş tanıları ve bazı semptomlarının erkeklerden farklı olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca her iki cinsiyette de vital bulguların benzer değişiklik gösterdiği, hastaneye başvurma süresi (30 dak.), başvurmada kendi araçları ile ulaşım ve semptomlara yönelik kimseye danışmadıkları gibi davranışlarının benzer olduğu ve istatistiksel anlamlılık olmadığı saptanmıştır.

Sonuç: Bu araştırmaya göre sağlık profesyonellerinin akut koroner sendrom açısından cinsiyetlere özgü farklılıklara duyarlı olması, tedavi ve bakımda bunları göz önüne alarak yaklaşım sağlaması önerilebilir.
Objective: This study was conducted to determine gender differences in symptoms, treatment, and behaviors in individuals presenting with acute coronary syndrome (ACS).

Methods: The research was conducted as a comparative, cross-sectional study. The study was completed in 18 months with 366 conscious/orientated patients who were hospitalized in the cardiology intensive care unit of a university hospital, which is a regional hospital in a city, with the diagnosis of ACS and volunteered for the study. The data were collected with the questionnaire questions prepared when the condition of the patients was stable 24 hours after their admission to the intensive care unit. In the data analysis, the conformity of the data to the normal distribution was examined by applying the Shapiro–Wilk test, and number, percentage, chi-square, parametric and non-parametric tests was used.

Results: In the study, it was determined that women had more comorbidities, showed asymptomatic symptoms, and were admitted to the hospital with the diagnosis of non-segment elevation myocardial infarction, while percutaneous intervention and angiography were more common treatment methods in men. It was determined that the diagnosis and some symptoms of women at hospital admission were different from those of men, and this difference was statistically significant. In addition, it was found that vital signs showed similar changes in both genders, the duration of admission to the hospital (30 minutes), transportation with their own vehicles at admission, and they did not consult anyone for symptoms. Their behaviors were similar, and there was no statistical significance.

Conclusion: According to this study, it may be recommended that health professionals be sensitive to gender-specific differences in terms of ACS and provide an approach by considering these in treatment and care.

3.Exploring Cardiovascular Surgery Intensive Care Nurses’ Perceptions and Experiences with ECMO Patients Care: A Qualitative Study
Hafize Savaş, Sevil Güler, Sinan Sabit Kocabeyoğlu
doi: 10.5543/khd.2023.24865  Pages 124 - 133
Amaç: Bu çalışmada, kardiyovasküler cerrahi yoğun bakım hemşirelerinin ekstrakorporeal membran oksijenasyonu (ECMO) uygulanan hastaların bakımı ile ilgili algılarının ve deneyimlerinin değerlendirilmesi amaçlandı.

Yöntem: Bu çalışmada, niteliksel araştırmalardan fenomenolojik yöntem kullanıldı. Çalışma, Temmuz-Eylül 2022 tarihlerinde Türkiye’de bir kalp damar hastanesinin iki cerrahi yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış derinlemesine bireysel görüşme tekniği kullanıldı. Görüşmelerin dökümü yapılarak içerik analizi yapıldı.

Bulgular: Çalışmaya kalp damar cerrahisi ve kalp akciğer transplantasyonu yoğun bakım ünitelerinden 14 hemşire ile iki sorumlu hemşire olmak üzere toplam 16 hemşire katıldı. Hemşirelerin %75’i kadın, %25’i erkekti ve yaş ortalamaları 28 yıldı. Yoğun bakımda çalışma süresi ortalama 5,75 yıl, ECMO deneyimleri ise 4,5 yıl olarak tespit edildi. Hemşirelerin, ECMO uygulanan hasta bakımı konusunda yeterliliklerinin ortalama yedi puan olduğu ancak ECMO eğitimi konusunda güncel bilgilerinin yetersiz olduğu belirlendi. İçerik analizi sonucunda; beş tema (metafor olarak ECMO, ECMO algısı, ECMO’da hemşirelik, zorluklar, gereksinimler) ve dokuz alt tema ortaya çıktı.

Sonuç: Bulgularımız, kardiyovasküler cerrahi yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin ECMO uygulanan hastaya bakım konusunda oldukça deneyimli olduğunu, ECMO’lu hastaların hemşirelerin iş yükünü artırdığını, bakımda multidisipliner ekip çalışması gerektirdiğini, hemşire-hasta oranının 1: 1 olmasını ve programlı bir ECMO eğitiminin gereksinimini ortaya koymuştur.
Objective: In this study, it was aimed to evaluate the perceptions and experiences of cardiovascular surgery intensive care nurses regarding the care of patients who underwent ECMO.

Methods: This study adopted the phenomenological method, which is a qualitative research design. The research was conducted in two intensive care units of a cardiovascular hospital in Türkiye between July and September 2022. Data were collected through semi-structured in-depth interviews. Content analysis was performed by translating the interview

Results: The sample consisted of a total of 16 nurses, 14 of whom were cardiovascular surgery and heart-lung transplant ICU nurses and two responsible nurses from this units. Most participants were women (75%). Participants had a mean age of 28 and 5.75 years of work experience in the units. They had been caring for ECMO patients for 4.5 years. Participants stated that their competence in patient care with ECMO was seven on average, but their current knowledge on ECMO education was insufficient. As a result of content analysis; five themes (ECMO as metaphor, ECMO perception, nursing in ECMO, Challenges, Requirements) and nine sub-themes were determined.

Conclusion: Our findings indicate that nurses working in cardiovascular surgery intensive care units are very experienced in caring for patients who have undergone ECMO, that patients with ECMO increase the workload of nurses and require multidisciplinary teamwork in care; demonstrated the need for a 1: 1 nurse-patient ratio and a programmed ECMO education.

4.Information and Behaviours Related to the Disease of Individuals with Diagnosis of Peripheral Artery Disease in the Lower Extremity
Nurdan Gezer, Dilara Şahan, Yakup Akyüz
doi: 10.5543/khd.2023.26214  Pages 134 - 143
Amaç: Bu çalışmanın amacı, alt ekstremitede periferik arter hastalığı (PAH) tanılı bireylerin hastalıkla ilgili bilgi ve davranışlarını belirlemektir.

Yöntem: Tanımlayıcı tipte yürütülen bu araştırma bir üniversite hastanesinde, 22 Kasım 2021-29 Temmuz 2022 tarihleri arasında, alt ekstremitede PAH tanısı alan 94 hasta ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında 52 soru içeren anket formu kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler ile veriler değerlendirildi.

Bulgular: Hastaların %33’ünün beslenmeye hiç dikkat etmediği, %73,4’ünün düzenli yürüyüş/egzersiz yapmadığı, %45,2’sinin sigara kullandığı tespit edildi. Hastaların %93,6’sı PAH ile ilgili daha önce eğitim almadığını, %75,5’i ayaklara/bacaklara doğrudan sıcak uygulama yapmanın, %71,3’ü ayakları/bacakları kalp seviyesinden yukarı kaldırmanın hastalığı olumlu etkilediğini ifade etti. Hastaların %69,1’i pamuklu olmayan çorap kullanımının, %67’si ayaktaki nasırları törpülemenin hastalığı nasıl etkilediğini bilmediğini belirtti. Hastaların %53,2’si ayaklarını/bacaklarını her gün kontrol etse de %92,6’sının kontrol sırasında hiç ayna kullanmadığı, %80,9’unun nabız değerlendirmesini bilmediği belirlendi.

Sonuç: Çalışmamızda hastaların büyük çoğunluğunun PAH ile ilgili eğitim almadığı, hastalığa ilişkin bilgi düzeylerinin yeterli olmadığı, yanlış uygulamalarda bulunduğu ve istendik davranışlara yönelik farkındalıklarının düşük olduğu sonucuna ulaşıldı.
Objective: To determine the knowledge and behaviors of individuals diagnosed with peripheral arterial disease (PAD) in the lower extremities related to the disease.

Methods: This descriptive study was conducted in a university hospital between 22 November 2021 and 29 July 2022, with 94 patients diagnosed with PAD in the lower extremities. A questionnaire containing 52 questions was used to collect the data. The data were evaluated with descriptive statistics.

Results: It was observed that 33% of the patients did not pay any attention to nutrition, 73,4% did not regularly walk/exercise, 45,2% smoked. It was observed that 93.6% of the patients had not received any previous education about PAD. 75,5% stated that applying heat directly to the feet/legs, 71,3% stated that raising the feet/legs above the heart level positively affect the disease. 69,1% of the patients stated that they did not know how the use of non-cotton socks and 67% of the patients did not know how to file the calluses on the feet. Although 53,2% of the patients checked their feet/legs every day, it was seen that 92,6% did not use any mirrors during the control, 80,9% did not know the heart rate.

Conclusion: In our study, it was concluded that the majority of the patients did not receive education about PAD, their level of knowledge about the disease was not sufficient, they engaged in wrong practices and their awareness of desired behaviors was low.

REVIEW
5.Current Technological Approaches in Cardiovascular Nursing
Gökşen Polat Topçuoğlu, Yasemin Tokem
doi: 10.5543/khd.2023.36459  Pages 144 - 148
Teknoloji hayatımızın vazgeçilmez parçalarından biridir. Her alana hizmet veren/verebilen teknoloji sağlık alanında da oldukça kullanılmaktadır. Sağlık sektöründeki teknolojik gelişmeler en sık mortalite veya morbidite ile sonuçlanması sebebiyle kronik hastalıklar üzerine yapılmaktadır. Kronik hastalıklara yönelik olarak geliştirilen telesağlık uygulamaları uzun yıllardır kullanılan yöntemlerden biridir. Mobil cihazların yaygınlaşması ile mobil sağlık kavramı da bu yöntemler arasında yerini almıştır. Tüm bu gelişimler kronik hastalıkların başında gelen ve hızlı müdahale edilmediğinde en çok mortalite ile sonuçlanan kalp ve damar hastalıklarında kullanılmıştır. Bu yazıda, kardiyoloji hemşireliğinde kullanılan teknolojik yaklaşımların incelenmesi amaçlanmıştır. Derlemede incelenen çalışmalar sonucunda kardiyolojik rahatsızlığı bulunan bireylere bakım verirken teknolojiden yararlanılmasının öz bakımı destekleyerek yaşam kalitesini artırdığı sonucuna varılmıştır. Gelecekte kronik hastalıklardaki teknolojik gelişimlerin daha da artarak kullanılacağı düşünülmektedir.
Technology is one of the indispensable parts of our lives. Technology that can serve/provide every field is also widely used in the field of health. Technological developments in the health sector are mostly made on chronic diseases because they result in mortality or morbidity. Tele-health applications developed for chronic diseases are one of the methods used for many years. With the spread of mobile devices, the concept of mobile health has also taken its place among these methods. All these developments have been used in cardiovascular diseases, which is one of the leading chronic diseases and results in the most mortality if not intervened quickly. This review study was carried out to examine the technological approaches used in cardiology nursing. As a result of the studies reviewed in this review, it was concluded that the use of technology while giving care to individuals with cardiological disorders increases the quality of life by supporting self-care. It is thought that technological developments in chronic diseases will be used more and more in the future.

OTHER
6.14th Reviewer Index

Page 149
Abstract |Full Text PDF

Quick Search



Copyright © 2024 Turkish Journal of Cardiovascular Nursing



Kare Publishing is a subsidiary of Kare Media.